ABD Merkez Bankasının (Fed) 28 Ekim’de açıklayacağı para politikası kararı öncesinde piyasalar ekimde faizlerin sabit bırakılmasını, aralıkta ise yeni bir artış yapılmasını bekliyor.
Swap piyasasında aralık artışı öne çıkıyor
GCM Yatırım’ın “Fed Beklemede Kalırken, Aralık Toplantısı İçin Ne Kadar Şahin Kaldığı İzlenecek” başlıklı raporunda, Fed’in ekim toplantısında beklemede kalma ve aralık ayında faiz artırma ihtimali ele alındı.
Fed, eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan yükselterek yüzde 3,75 – 4 aralığına çıkarmış ve enflasyonu hedefe döndürme sürecini hızlandırmayı amaçlamıştı.
Bloomberg verilerine dayanan swap piyasası fiyatlamalarına göre ekimde faiz artırımı olasılığı yaklaşık yüzde 10 seviyesinde bulunurken, aralık toplantısı için bu oran yüzde 77’ye ulaştı. Raporda temel senaryonun, ekimde faizlerin sabit tutulması ve aralıkta 25 baz puanlık artışla politika faizinin yüzde 4,00-4,25 aralığına yükseltilmesi olduğu belirtildi.

GCM Yatırım, Fed kararında enflasyon görünümünün belirleyici rolünü sürdüreceğini bildirdi. Enerji fiyatlarındaki artışın manşet enflasyonu yukarı çektiği, çekirdek enflasyon ile üretici fiyatlarındaki yükselişin de fiyat baskılarının daha geniş bir alana yayılabileceğine işaret ettiği aktarıldı.
Üretici fiyatları enflasyon baskısını artırıyor
ABD’de eylül ayı TÜFE verileri aylık bazda yüzde 0,6, yıllık bazda ise yüzde 3,7 artış gösterdi. Gıda ve enerji dışı çekirdek TÜFE aylık yüzde 0,3 yükselirken, yıllık artış yüzde 2,6 oldu. Benzin fiyatlarının aylık yüzde 9,1 artması, manşet enflasyondaki yükselişin yarısından fazlasını oluşturdu.
Üretici fiyatları da Fed’in enflasyonla mücadelesi bakımından risk yaratmayı sürdürdü. Nihai talep Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), eylülde aylık yüzde 1,3 ve yıllık yüzde 6,3 yükseldi. Raporda aylık artışın Mart 2022’den beri görülen en yüksek seviyeye çıktığı vurgulandı. Nihai talep mallarındaki yüzde 2,6 ve hizmet fiyatlarındaki yüzde 0,8 artış, maliyet baskılarının yayılımı açısından önemli göstergeler olarak değerlendirildi.
Fed’in izlediği Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) fiyat endeksinin ağustos verilerinde manşet enflasyon yıllık yüzde 3,4, çekirdek enflasyon ise yüzde 3 seviyesinde gerçekleşmişti. Eylül ayı PCE verisinin 29 Ekim’de açıklanacağı hatırlatılırken, verinin aralık toplantısına ilişkin beklentiler açısından önem taşıdığı ifade edildi.

İşgücü piyasasındaki ivme kaybı izlenecek
GCM Yatırım, Fed’in ekimde faiz artırımı yerine mevcut para politikasının sonuçlarını gözlemlemeyi seçebileceğini belirtti. ABD’de tarım dışı istihdamın eylülde 29 bin kişi arttığı, işsizlik oranının yüzde 4,2’ye çıktığı ve temmuz-ağustos dönemindeki istihdam artışlarının toplam 60 bin kişi aşağı yönlü revize edildiği aktarıldı. Ortalama saatlik kazançların yıllık artışı yüzde 3 oldu.
Veriler, işgücü piyasasında yavaşlamaya işaret etse de ekonomik faaliyetlerin tamamen durgunlaşmadığı değerlendirildi. Yapay zeka altyapısına yapılan yatırımlar ve tüketim harcamaları büyümeyi desteklerken, enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi Fed’in kararını zorlaştıran unsurlar arasında yer aldı.
Rapora göre istihdamdaki ivme kaybı, ekimde faiz artırılmaması yönündeki görüşü destekleyebilir. Ancak enflasyon baskılarının kalıcı hale gelmesi, aralık ayında yeni bir faiz artışı beklentisini güçlendirebilir.
Aralık toplantısı için Fed’in mesajları takip edilecek
Ekim toplantısında faizlerin sabit bırakılması halinde piyasalar, karar metniyle birlikte Fed’in gelecek döneme ilişkin iletişimine odaklanacak. GCM Yatırım, Fed Başkanı Kevin Warsh’un faizlerin gelecekteki yönüne dair kesin bir ön yönlendirme yapmaktan kaçınabileceğini öngördü.
Toplantı sonrasında enflasyon baskılarının ne kadar kalıcı görüldüğü, finansal koşullardaki sıkılaşmanın yeni bir artışı ertelemek için yeterli olup olmadığı ve aralık ayında olası bir artışın hangi çerçevede sunulacağı izlenecek başlıklar arasında bulunuyor.
Enerji fiyatlarının yüksek kalması ve maliyet baskılarının ekonominin geneline yayılması, Fed’in daha sıkı bir politika uygulama olasılığını canlı tutuyor. Öte yandan işgücü piyasasındaki yavaşlama ve ekonomik verilerin yönü, faiz artışının zamanlamasında etkili olmayı sürdürecek.