ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 27-28 Ekim toplantısında politika faizini yüzde 3,75-4,00 aralığında sabit bırakması beklenirken, güçlü büyüme ve yükselen enflasyon aralık ayında yeni artırım ihtimalini canlı tutuyor.
Faiz kararında yüzde 90 sabitlik beklentisi
Vadeli işlem piyasalarında cuma günü itibarıyla Fed’in ekim toplantısında faizleri değiştirmeme olasılığı yüzde 90 olarak fiyatlandı. Eylül ayında faiz artıran bankanın bu toplantıda bekle-gör yaklaşımını benimsemesi öngörülüyor. Ancak uzmanlar, olası sabit kararın sıkı para politikasının sona erdiği anlamına gelmeyeceğini vurguluyor.
Yılın ikinci faiz artışının aralık ayında yapılabileceğine yönelik beklentiler de güçleniyor. Fed’in çarşamba günü yayımlayacağı karar metni ve Fed Başkanı Kevin Warsh’ın basın toplantısındaki ifadeleri, piyasaların yönü açısından kritik görülüyor.
Warsh’ın aralık mesajı yakından izlenecek
Warsh’ın enflasyonu yüzde 2 hedefine indirme kararlılığını göstermesi ve ekim ayında neden faiz artırılmadığını açıklaması bekleniyor. Santander US Capital Markets Başekonomisti Stephen Stanley, ekim ayında faiz değişikliği öngörmediğini, ancak aralıkta yeni bir artışın mümkün olduğunu belirtti.
Stanley’ye göre Warsh’ın temel sınavı, bekleme kararını gerekçelendirirken aralık ayındaki artış seçeneğinin hâlâ masada olduğunu yatırımcılara anlatmak olacak.
Warsh’ın açıklamaları, temmuz toplantısının ardından yaşanan piyasa dalgalanmaları nedeniyle de önem taşıyor. O toplantıda faizler sabit tutulmuş, ancak ilerideki artışlara ilişkin sinyalin yeterince güçlü olmaması piyasalarda hareketlilik yaratmıştı.
Ağustosta enflasyonla mücadelede daha sert bir tutum sergileyen Warsh, eylül faiz artışının ardından yılın kalan iki toplantısından birinde daha artış yapılabileceğine işaret etmişti. Bununla birlikte mayısta Fed başkanlığı görevine başlamasından bu yana gelecekteki kararlara ilişkin kesin yönlendirmelerden kaçındı. Para politikasının ekonomik verilere göre belirlenmesi gerektiğini savunan Warsh, ileriye dönük mesajların önceden verilmiş karar taahhüdü olarak algılanmasının Fed’in hareket alanını daraltabileceğini düşünüyor.
Büyüme ve enflasyon artış beklentisini güçlendiriyor
ABD’den gelen son veriler, faiz artışını savunanların görüşünü destekliyor. Ekim toplantısından sonra açıklanacak göstergelerin üçüncü çeyrekte büyümenin hızlandığını ve eylül ayında enflasyonun yükseldiğini göstermesi bekleniyor.
Ekonomistler, büyümedeki ivmenin güçlü tüketici harcamaları ile yapay zekâ talebinin desteklediği şirket yatırımlarından kaynaklanacağını öngörüyor. İş gücü piyasası da genel olarak istikrarlı seyrediyor. İşsizlik oranı eylülde yüzde 4,2 olurken, haftalık işsizlik maaşı başvuruları düşük seviyelerini koruyor.
Nationwide Başekonomisti Kathy Bostjancic, güçlü büyüme, dirençli tüketici talebi ve istikrarlı istihdam görünümünün faiz artışını desteklediğini, buna karşın enflasyon beklentilerinin kötüleştiğini söyledi.
Tahvil getirileri karar sürecini etkiliyor
Analistlere göre Fed’in ekimde faiz artırmamasının başlıca gerekçelerinden biri, eylül kararının ardından ABD tahvil getirilerinde yaşanan sert yükseliş. 10 yıllık ABD tahvil faizinin yaklaşık 25 yılın en yüksek seviyelerine yaklaşması, finansal koşulların daha da sıkılaşabileceği ve ekonomik aktivitenin beklenenden fazla yavaşlayabileceği endişelerini artırdı.
Bostjancic, tahvil getirilerindeki yükselişin Fed yetkililerini kaygılandırdığını belirtti. New York Fed Başkanı John Williams ve Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson’ın da aralarında bulunduğu bazı yetkililer, yeni bir karar alınmadan önce daha fazla verinin incelenmesi gerektiğini dile getirdi.
Öte yandan yapay zekâ talebinin sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerle hisse senetlerinde geçen haftanın sonlarında görülen satışların ardından tahvil getirilerinin gerilemesi, Fed’in değerlendirmesini daha karmaşık hale getirdi. Warsh daha önce, finansal koşullardaki sıkılaşmanın politika faizinde ek artış ihtiyacını azaltabileceğini söylemişti.
Karar oy birliğiyle çıkmayabilir
Analistler, faizlerin sabit tutulması kararının oy birliğiyle alınmayabileceğini düşünüyor. BMO ABD Başekonomisti Scott Anderson, oylamanın piyasa beklentilerine kıyasla daha çekişmeli geçebileceğini ve Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack’ın sabit faiz kararına karşı çıkabileceğini öne sürdü. Anderson, başka yetkililerin de benzer yönde oy kullanabileceğini belirtti.
Fed’in eylül toplantı tutanakları, çok sayıda yetkilinin artan enflasyon risklerine karşı faiz artışını bir önlem olarak değerlendirdiğini ortaya koymuştu. Tutanaklarda, Orta Doğu’daki çatışmaların sona ermesinin enflasyon üzerindeki riskleri azaltabileceği görüşü de yer aldı.
Diğer taraftan, son altı ayda saatlik ücret artışlarının enflasyonun altında kalması, iş gücü piyasasından kaynaklanan fiyat baskılarının sınırlı olduğuna işaret ediyor.
PCE verisi faiz kararının ardından açıklanacak
Fed kararından bir gün sonra, 29 Ekim Perşembe günü eylül ayına ilişkin kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi açıklanacak. Ekonomistler, PCE enflasyonunun ağustostaki yüzde 3,4 seviyesinden eylülde yüzde 3,6’ya çıkmasını bekliyor.
Enerji maliyetlerindeki yükseliğin yanı sıra uçak biletleri, kiralar ve bilgisayar fiyatlarındaki artışın da enflasyonu yukarı çekmesi bekleniyor. BMO Başekonomisti Scott Anderson, Fed’in enflasyonu kontrol altına almak için iki faiz artışı daha yapmasını beklediğini belirterek mevcut verilerin ek sıkılaştırma ihtiyacını desteklediğini ifade etti.
Ara seçimler kararın siyasi boyutunu artırıyor
Fed’in faiz kararı, ABD’de 3 Kasım’da yapılacak ara seçimlerden hemen önce duyurulacak. Seçimlerde Başkan Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Partisinin Kongrenin iki kanadındaki çoğunluğunu koruyup koruyamayacağı netleşecek.
EY-Parthenon Başekonomisti Gregory Daco, Warsh’ın kararların siyasi değerlendirmelerden bağımsız alındığı konusunda piyasaları ikna etmesi gerektiğini söyledi. Daco, enflasyon ve yüksek faizlerin yaşam maliyetlerini artırdığı bir ortamda Fed adımlarının siyasi açıdan farklı yorumlanabileceğine dikkat çekti.
Daco’ya göre Fed, ekimde faizleri sabit tutarken enflasyonla mücadeledeki kararlılığını da net biçimde göstermeli. Güçlü mesaj verilmemesi, merkez bankasının güvenilirliğini zedeleyebilir ve tahvil faizlerinde yeni bir yükselişe yol açabilir.
Warsh’ın kesin yönlendirmelerden kaçınan yaklaşımı nedeniyle aralık ayına ilişkin açık bir taahhütte bulunması beklenmiyor. Buna rağmen yatırımcılar, çarşamba günü açıklanacak karar metnini ve basın toplantısındaki mesajları dikkatle değerlendirecek. Piyasalardaki genel beklenti, Fed’in ekimde faizleri sabit bırakması, ancak aralıkta yeni bir artış ihtimalini tamamen dışlamaması yönünde.