Küresel piyasalar, teknoloji hisselerindeki sert satış ve artan borçlanma ihtiyacının etkisiyle riskten kaçış eğilimine girerken, IMF dünya ekonomisinin dirençli görünmesine karşın giderek daha dar ve kırılgan bir zemine dayandığı uyarısında bulundu.
Asya borsalarında teknoloji satışları sertleşti
Wall Street’in karışık kapanışının ardından teknoloji hisselerindeki satış Asya seansında hız kazandı. Güney Kore’de KOSPI % 6 civarında değer kaybederken program işlemleri geçici olarak durduruldu. Japonya ve Tayvan’da da teknoloji şirketleri öncülüğünde güçlü düşüşler yaşandı.
Nasdaq vadeli endeksi yaklaşık % 0,8, Avrupa vadeli endeksleri ise % 0,4 gerileyerek Batı piyasalarında da negatif açılışa işaret etti. ABD’de endeks hareketleri sınırlı kalsa da Nasdaq’ta düşen hisse sayısının belirgin biçimde artması ve yarı iletken şirketlerinin baskı altında kalması, risk iştahındaki bozulmanın birkaç şirketle sınırlı olmadığını gösterdi.
Yapay zeka yatırımlarında borçlanma kaygısı
Asya’daki satışların arkasında yapay zeka yatırımlarının getirisine yönelik şüpheler, veri merkezi harcamalarının büyük ölçüde borçla finanse edilmesi, Çinli çip üreticilerinin rekabeti artırması, ABD tahvil faizlerinin tarihsel olarak yüksek seyretmesi ve Ortadoğu’daki çatışmaların enerji ile enflasyon riskini canlı tutması bulunuyor.
Tencent’in yapay zeka yatırımlarını finanse etmek için en az 4,5 milyar dolarlık tahvil ihracına hazırlanması, teknoloji sektöründeki büyümenin borç kaynaklarına daha fazla dayandığını ortaya koydu. Şirketin yılın ilk yarısındaki sermaye harcamaları iki kattan fazla arttı.
ABD’de üçüncü çeyrek bilanço sezonu bugün büyük bankaların sonuçlarıyla başlayacak. JPMorgan, Goldman Sachs, Citigroup ve Wells Fargo finansal sonuçlarını açıklayacak.
Tahvil faizindeki düşüş güvenli liman talebini yansıtıyor
ABD tahvil piyasası Columbus Day nedeniyle dün kapalıydı. İşlemlerin bu sabah yeniden başlamasıyla 10 yıllık tahvil faizi yaklaşık 5 baz puan düşerek %5,19 seviyesine indi. İlk bakışta hisse senetleri açısından olumlu görülebilecek bu hareketin temelinde enflasyon endişesinin tamamen ortadan kalkması değil, riskten kaçan yatırımcıların tahvillere yönelmesi bulunuyor.
Dolar endeksi, 18 ayın zirvesinden sınırlı gerileyerek 102,39 civarında seyretti. EUR/USD 1,1177’ye yükselse de Fransa’nın bütçe görünümü ve Avrupa’daki mali riskler euroyu baskılamayı sürdürüyor. ABD’de yarın açıklanacak eylül enflasyonu öncesinde doların kalıcı biçimde zayıfladığı sonucuna varmak için erken.
Petrol ve altında enflasyon verisi bekleniyor
Brent petrol yaklaşık % 1,3 düşüşle 105,3 dolar, WTI ise 92,5 dolar civarında işlem gördü. Gerilemede, ABD’nin Rus yakıtlarına yönelik bazı yaptırımları geçici olarak gevşetmesinin küresel dizel arzını artırabileceği beklentisi etkili oldu. OPEC’in 2026 küresel petrol talebi büyüme tahminini günlük 1,4 milyon varilden 400 bin varile indirmesi de fiyatları aşağı çekti.
Ons altın, güçlü dolar ve yüksek petrol fiyatlarının Fed üzerindeki baskıyı artırmasıyla dün yaklaşık % 0,6 gerileyerek 4.165 dolar civarında kapandı. Bu sabah 4.160–4.170 Dolar aralığında hareket eden değerli metalde jeopolitik gerilim ile hisse satışları güvenli liman talebini desteklerken, güçlü dolar ve yüksek reel faizler baskı oluşturuyor.
Teknik açıdan 4.150–4.120 dolar ana destek, 4.200–4.225 dolar ise ilk direnç bölgesi olarak öne çıkıyor. Yarınki ABD enflasyon verisi yön açısından belirleyici olacak. Beklentinin üzerindeki bir enflasyon ilk aşamada dolar ve tahvil faizlerini yükselterek altını baskılayabilir; ancak enflasyon kaygısının büyümesi orta vadede güvenli liman talebini yeniden güçlendirebilir.
IMF: Küresel büyüme daha kırılgan bir zeminde
Bangkok’ta düzenlenen IMF–Dünya Bankası Yıllık Toplantıları’nda verilen ilk mesaj, küresel ekonominin beklenenden dirençli olduğu ancak bu direncin giderek daha dar bir tabana dayandığı yönünde oldu. Yapay zeka yatırımları büyümeyi desteklerken yüksek petrol fiyatları, kamu borçları ve artan tahvil faizleri finansman maliyetlerini yükseltiyor.
IMF, 2026 küresel büyüme tahminini % 3,0’dan % 3,1’e yükseltti, 2027 beklentisini ise % 3,4’te tuttu. Kurumun ülke bazındaki büyüme öngörüleri ABD için % 2,3, Euro Bölgesi için % 1,1, Çin için % 4,5 ve Hindistan için % 7 oldu.
Ancak IMF’nin dikkat çektiği asıl konu büyümenin manşet oranı değil, birkaç ülke ve teknoloji şirketi çevresinde yoğunlaşması. Nisan ayında küresel büyümenin % 95’ini 54 ülke üretirken, bu sayı 32 ülkeye geriledi. ABD, Hindistan ve yapay zeka donanımı üreten bazı Asya ülkeleri büyümeyi taşırken enerji ithalatçısı, borçluluğu yüksek ve teknoloji yatırımlarından yeterli pay alamayan ekonomiler geride kalıyor.
Yapay zeka yatırımları borçla finanse ediliyor
IMF’ye göre veri merkezleri, enerji altyapısı, yarı iletkenler ve bulut teknolojilerine yönelik yatırımlar, küresel büyümenin % 3 civarında kalmasını sağlayan temel unsur. Bu harcamalar özellikle ABD ve Asya ekonomilerini destekliyor.
Finansman tarafındaki tablo ise daha sorunlu. Büyük teknoloji şirketlerinin küresel yatırım yapılabilir şirket tahvili ihraçlarındaki payı 2024’te % 1’in altındayken bugün yaklaşık % 10’a yükseldi. Bu durum yapay zeka yatırımlarının yalnızca şirket özkaynaklarıyla değil, giderek artan ölçüde borçla yürütüldüğünü gösteriyor. Dolayısıyla değerlemeler sadece büyüme hikayesiyle değil, nakit akışı, borçluluk ve yatırımların geri dönüş süresiyle de değerlendiriliyor.
Petrol ve küresel enflasyon varsayımları
IMF, 2026 ortalama petrol fiyatını 96 dolar, 2027 fiyatını ise 87 dolar olarak varsayıyor. Küresel enflasyonun 2026’da % 4,7, 2027’de % 4,1 olması bekleniyor. Hürmüz Boğazı’nın ancak Mart 2027’de yeniden açılacağı varsayımı, tahminlerin enerji arzında hızlı bir normalleşmeye dayanmadığını ortaya koyuyor.
Kamu borcu için kritik eşik yaklaşıyor
Toplantıların ikinci önemli başlığı kamu borcu oldu. IMF, küresel kamu borcunun 2025’te dünya millî gelirinin yaklaşık %94’üne ulaştığını ve 2029’da % 100’e çıkabileceğini hesaplıyor.
Gelişmiş ekonomilerde ortalama bütçe açığının 2026’da millî gelirin % 5,2’sine ulaşması bekleniyor. ABD ve Çin’de ise açığın % 8 civarında veya üzerinde olacağı tahmin ediliyor. Sorun yalnızca borç stokunun büyümesi değil, bu borcun daha yüksek faizlerle çevrilmesi. Yüksek bütçe açığı daha fazla tahvil ihracını, artan arz da yatırımcıların daha yüksek faiz talep etmesini beraberinde getiriyor. Bu nedenle merkez bankaları politika faizlerini indirse bile 10–30 yıllık tahvil faizleri aynı ölçüde gerilemeyebilir.
IMF Türkiye büyüme tahminini düşürdü
IMF, Türkiye’nin 2026 büyüme tahminini % 2,9’dan % 2,7’ye indirdi. Revizyonun gerekçeleri arasında yüksek enerji fiyatları, sıkı finansal koşullar ve iç talepte beklenen yavaşlama yer aldı.
Türkiye bakımından toplantılardan çıkan üç temel sonuç bulunuyor:
- Petrolün 100 doların üzerinde kalması cari açık ve enflasyon açısından doğrudan olumsuzluk yaratıyor.
- Küresel tahvil faizlerinin yüksek seyretmesi, Türkiye’nin eurobond maliyetini ve şirketlerin dış borçlanma faizini artırıyor.
- Para politikası sıkı kalırken bütçe politikası talebi desteklemeyi sürdürürse dezenflasyon yükü tamamen TCMB’nin üzerinde kalıyor.
(M. BAKİ ATILAL)