Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Orta Doğu’daki savaşların ardından bölgesel ekonomik yapının değişeceğini belirterek Türkiye’nin altyapısı, sanayi kapasitesi ve ticaret bağlantıları sayesinde bu dönüşümden önemli ölçüde faydalanabileceğini söyledi.
Savaş ekonomileri ve bölgesel toparlanma
TRT’nin İstanbul Kongre Merkezi’nde “Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?” temasıyla düzenlediği TRT World Forumu sona erdi. Şimşek, forumun “Sancılı Bir İyileşme Sürecine Doğru: Orta Doğu’daki Savaşlar Sonrası Ulusal Ekonomiler” başlıklı kapanış oturumunda savaşların ekonomik sonuçlarını ve bölgenin geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Savaşın kısa vadede ciddi bir enerji arzı şoku yarattığını ifade eden Şimşek, küresel ekonominin böyle bir tabloya uyum sağlamasının zor olduğunu dile getirdi. Çatışma hattındaki ülkelerde ihracat ve ithalat hacimlerinin belirgin biçimde gerilediğini belirten Şimşek, savaşın bölge ekonomilerini olumsuz etkilediğini söyledi.
Küresel büyümenin yavaşladığını ve yükselen enflasyonun finansal koşulları sıkılaştırdığını kaydeden Şimşek, bu gelişmelerin tamamının savaş kaynaklı olmadığını ancak savaşın etkisinin büyük olduğunu bildirdi. Ekonomik toparlanmanın kalıcı barışa bağlı olduğuna dikkat çeken Şimşek, sürdürülebilir iyileşme için çatışmaların sona ermesi gerektiğini vurguladı.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin sahip oldukları önemli kaynaklar nedeniyle mali hareket alanlarının bulunduğunu belirten Şimşek, bu durumun toparlanmayı hızlandırabileceğini söyledi. İran’da ise belirsizliğin devam ettiğini kaydetti.
Ekonomik entegrasyon ve enerji güvenliği öne çıkacak
Şimşek, savaşın ülkeleri bağımlılıklarını ve risklerini azaltmaya yöneltebileceğini belirterek Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarına bağımlılığın düşürülmesi ve bölgesel ekonomik entegrasyonun güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Savaş sonrasında ekonomik yapının altyapı yatırımları, bağlantısallık ve enerji güvenliği etrafında şekillenebileceğini söyleyen Şimşek, “Bölgesel bağlantısallığa yatırım yapılması ise bana göre oldukça yüksek bir ihtimal. Hatta bunun yapılması son derece açık bir gereklilik.” diye konuştu.
Ülkelerin mevcut bağımlılıklarını yeniden değerlendirdiğini ve alternatif ticaret rotaları oluşturduğunu aktaran Şimşek, Türkiye gibi ülkelerde elektrifikasyon sürecinin hızlandırılmasının artık bir tercih değil, zorunluluk olduğunu vurguladı. Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da bölge içi ticaretin düşük seviyede bulunduğunu belirten Şimşek, ekonomik çeşitlenmenin uzun vadede ticaret hacmini artırabileceğini kaydetti.
Alternatif koridorlara 660 milyar dolarlık yatırım beklentisi
Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, savaşın bölge ülkelerini rekabetten daha güçlü işbirliğine yöneltebileceğini söyledi. Savunma sanayisi ortaklıklarıyla bölgesel güvenlik işbirliğinin önem kazanacağını belirten Şimşek, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kısa süre önce onaylanan Mekke Anlaşması’nı buna örnek gösterdi. Şimşek, “Bu anlaşma Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’yi kapsıyor.” ifadelerini kullandı.
Savaş sonrasında bölgesel sermayenin toparlanmayı desteklemek amacıyla yeniden bölgeye yönelmesinin beklendiğini aktaran Şimşek, alternatif ticaret koridorlarına yatırımların yaklaşık 660 milyar dolara ulaşabileceğinin konuşulduğunu bildirdi. Bu kaynakların daha yüksek savunma harcamalarını finanse etmekte de kullanılabileceğini belirten Şimşek, savaşın bazı ülkelerde siyasi saiklerle yatırım yapma eğilimini azaltabileceğine işaret etti.
Türkiye kurallara dayalı ticareti savunuyor
Türkiye’nin küresel ticaret yaklaşımını anlatan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye, küresel ölçekte artan korumacılığa rağmen kurallara dayalı ticareti desteklemeyi sürdürüyor. Gümrük Birliği ülkeleri de dahil olmak üzere 54 serbest ticaret anlaşmamız (STA) bulunuyor. Bu anlaşmalar ihracatımızın yaklaşık yüzde 70’ini kapsıyor. Şu anda onay süreci bekleyen 3 serbest ticaret anlaşması var. Japonya, Endonezya, Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkeleri ve Kanada ile yeni nesil serbest ticaret anlaşmaları için görüşmeler yürütüyoruz. Ayrıca, çoğunlukla Orta Asya ülkeleriyle olmak üzere çeşitli tercihli ticaret anlaşmalarımız da bulunuyor. Dolayısıyla mevcut koşullar Türkiye dahil herkesi daha korumacı hale getirmiş olsa da Türkiye kurallara dayalı ticarete inanmaya devam ediyor.”
Türkiye’nin bölgesel bağlantısallık yatırımlarında da aktif olduğunu belirten Şimşek, Pekin’den Londra’ya uzanan Orta Koridor’un bir parçası olduklarını söyledi. Basra Körfezi’nden Türkiye üzerinden Çin ve Avrupa’ya ulaşacak Kalkınma Yolu Projesi’ne bölge ülkelerinin yatırım yapmasını teşvik ettiklerini aktardı.
Suudi Arabistan ile Osmanlı döneminden kalan demir yolu hattının yeniden canlandırılması ve elektrik bağlantıları gibi farklı projelerin değerlendirildiğini belirten Şimşek, bölgesel bağlantısallığa yatırım yapmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Türk savunma sanayisine 18 milyar dolarlık yeni sipariş
Şimşek, Türkiye’nin bölgesel ve küresel çatışmaların çözümünde arabuluculuk ve barış girişimlerine katkı sunduğunu belirtti. Barış çabalarının yanı sıra caydırıcılık kapasitesinin de güçlendirilmesi gerektiğini söyleyen Şimşek, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayisinde önemli yetkinlikler kazandığını vurguladı.
Türkiye’nin geçen yıl savunma sanayisi ürünleri için yaklaşık 18 milyar dolarlık yeni sipariş aldığını açıklayan Şimşek, sektörde yaklaşık 4 bin şirket bulunduğunu ve 1 milyar doların üzerinde değere sahip 1400-1500 civarında proje yürütüldüğünü bildirdi.
Küresel müteahhitlik sektöründe Çin’in ardından ikinci sırada yer aldıklarını ifade eden Şimşek, yakın coğrafyada savaşların doğuracağı yeniden imar ihtiyacının gelecek 10 yılda en az 1 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini söyledi. Türk şirketlerinin bu süreçte etkin rol üstleneceğini belirtti.
“Bölge artık eskisi gibi olmayacak”
Orta Doğu’daki savaşın bölgeyi temelden değiştireceğini dile getiren Şimşek, ülkelerin öncelikle kendi yerli ve milli kabiliyetlerine yatırım yapmak zorunda kalacağını söyledi. Savunma anlaşmalarıyla birlikte daha derin ekonomik ve ticari entegrasyonun ortaya çıkmasının oldukça muhtemel olduğunu belirten Şimşek, bölgesel aktörler arasındaki rekabetin azalacağı, işbirliğinin artacağı bir döneme girileceğini ifade etti.
Şimşek, riskleri azaltma arayışının da güçleneceğini belirterek ülkelerin alternatif transit güzergahları, ticaret koridorları, boru hatları, kara yolları ve demir yollarına yatırım yapmak zorunda kalacağını kaydetti. Bağlantısallık ve entegrasyonun artmasının, siyasi ve jeopolitik rekabetin azalmasının olumlu gelişmeler olacağını söyleyen Şimşek, bu nedenle iyimser olduğunu bildirdi.
Türkiye’nin bu gelişmelerden önemli ölçüde fayda sağlamasının oldukça muhtemel olduğunu belirten Şimşek, son 20 yılda altyapıya yaklaşık 260 milyar dolar yatırım yapıldığını ve ülkenin güçlü bir altyapıya sahip olduğunu söyledi.
Türkiye’nin dünyanın en büyük 14’üncü sanayi altyapısına sahip olduğunu aktaran Şimşek, hizmetler sektörünün de hızla büyüdüğünü ve geçen yıl hizmet ihracatının 120 mil