Paris Otomobil Fuarı, 20 Çinli otomobil markasının katılımıyla başlarken, bu üreticilerin Avrupa pazarındaki yükselişi sektörün yerleşik oyuncularını yeni stratejiler geliştirmeye zorluyor.
Çinli markaların Avrupa payı ikiye katlandı
Schmidt Automotive Research verileri, Çinli otomobil markalarının Avrupa pazarındaki payının yılın ikinci çeyreğinde yüzde 10,7’ye ulaştığını gösteriyor. Söz konusu oran, bir önceki yılın aynı döneminde yüzde 5,7 seviyesindeydi.
Batı Avrupa’da şarj edilebilir hibrit araç pazarında da Çinli üreticilerin ağırlığı belirgin biçimde arttı. Bu segmentteki pay, yüzde 2,2’den yüzde 26’nın üzerine çıktı.
ABD kısıtlamaları odağı Avrupa’ya çevirdi
ABD pazarındaki kısıtlamaların etkisiyle Çinli otomotiv şirketlerinin önceliğini Avrupa’ya verdiği belirtiliyor. Rekabet baskısının artması, Volkswagen ve BMW gibi Avrupalı üreticileri işten çıkarma ve fabrika kapatma dahil maliyet azaltıcı adımlara yöneltiyor.
Vergilere karşı hibrit ve içten yanmalı modeller
Avrupa Birliği’nin tam elektrikli Çin araçlarına uyguladığı gümrük vergileri sonrasında Çinli markalar, içten yanmalı motorlu ve hibrit araçlara daha fazla odaklandı. AB ise şarj edilebilir hibrit modellere yönelik ilave vergileri değerlendiriyor. Birlik ayrıca kamu ihalelerinde yerel içerik koşulu öngören “Avrupa’da üretildi” düzenlemeleri üzerinde çalışıyor.
Avrupalı üreticilerden rekabet ve ortaklık hamlesi
Bazı Avrupalı şirketler, rekabetin yanı sıra Çinli üreticilerle iş birliğine de yöneliyor. Stellantis’in Çinli Dongfeng ile ortaklık kurması ve fabrikalarını Çinli üreticilerin kullanımına açması, sektörde “çifte oyun” stratejisi şeklinde değerlendiriliyor.
Fuar kapsamında Citroen 2CV modelinin yeniden canlandırılması gibi uygun fiyatlı araç girişimleri de Avrupalı markaların rekabet güçlerini koruma arayışını ortaya koyuyor.