Ortadoğu’daki gerilimle birlikte Hürmüz Boğazı’nda yaşanan arz kesintileri ve yükselen gübre fiyatları, tarım sektörünün tedarik risklerini yeniden gündeme taşıdı. Alman ilaç ve tarım teknolojileri şirketi Bayer ise sentetik gübre kullanımını ve ithalata bağımlılığı azaltmayı hedefleyen yeni bir gen düzenleme teknolojisi için ticari lisans aldı.
Bayer’in hedefi azotu bitkilerin kullanımına sunmak
California Üniversitesi Davis (UC Davis) kampüsünde geliştirilen teknoloji, mısır, buğday ve çeltik gibi temel tahılların DNA yapısının düzenlenmesine dayanıyor. Amaç, bitki köklerinin topraktaki bakterilerle doğal bir ilişki kurmasını sağlamak. Bu bakteriler, atmosferdeki azotu bitkilerin doğrudan kullanabileceği bir forma dönüştürebilecek.
Soya ve diğer baklagiller doğal özellikleri sayesinde havadaki azottan yararlanabiliyor. Buna karşılık küresel günlük kalori alımının yaklaşık yarısını sağlayan buğday, mısır ve pirinç, sentetik azotlu gübrelere bağımlı durumda. Nobel ödüllü bilim insanı Jennifer Doudna’nın kurucuları arasında bulunduğu bir araştırma enstitüsünün de desteklediği CRISPR temelli proje, bu bağımlılığı sona erdirmeyi amaçlıyor.
85 milyar dolarlık üre pazarında yeni fırsat
Bayer Kamu İlişkileri ve Sürdürülebilirlik Başkanı Matthias Berninger, azot bağlama hedefini tarım araştırmalarında uzun süredir ulaşılmaya çalışılan kritik bir eşik olarak nitelendirdi. Berninger, teknolojinin tarımda kullanılmasıyla sera gazı emisyonlarının azaltılabileceğini ve gübre ithalatına bağımlılığın düşürülebileceğini belirtti.
Avrupa Birliği’nin üre ithalatının hâlâ yaklaşık dörtte birini Rusya’dan gerçekleştirdiğine işaret eden Berninger, sentetik gübre kullanımındaki gerilemenin çiftçilerin tohum ve bitki koruma ürünlerine ayırabileceği bütçeyi artırabileceğini söyledi. Bayer yöneticisi, bu gelişmenin şirkete 85 milyar dolarlık küresel üre pazarından pay alma imkânı sunabileceğini ifade etti.
Ticari kullanım için 2030’lu yıllar bekleniyor
Avrupa Birliği’nde yasa koyucuların gen düzenlenmiş bitkilere ilişkin mevzuat engellerini kaldırması, bu alandaki yeniliklerin önünü açtı. Bununla birlikte Bayer yetkilileri, azot bağlama teknolojisinin ticari olarak piyasaya sunulmasının 2030’lu yıllardan önce gerçekleşmesinin beklenmediğini bildirdi.
Çalışmalarını sera ortamından gerçek saha koşullarındaki deneme aşamasına taşıyan Bayer, geçtiğimiz günlerde Stanford Üniversitesi kaynaklı Switch Bioworks şirketiyle de ortaklık kurdu. Bayer, bitki DNA’sını düzenleyen teknolojiyle kök mikroorganizmalarını genetik olarak geliştiren yaklaşımı, tarımsal verimliliği artırma stratejisinin iki temel unsuru olarak değerlendiriyor.