Çin, gıda güvenliğini güçlendirmek için yerli üretimi desteklerken ithalat yaptığı ülkeleri ve ürünlerin ulaştırıldığı güzergâhları çeşitlendiren kapsamlı bir strateji izliyor. Türkiye’nin de üzerinde bulunduğu Orta Koridor, bu arayışta öne çıkan bağlantılardan biri olarak dikkat çekiyor.
Çin’in tarım kapasitesi nüfusuna yetmiyor
Ekonomim’deki habere göre Çin’in gıda politikasını şekillendiren temel sorunların başında nüfus ile tarımsal üretim kapasitesi arasındaki fark geliyor. Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 17’sini barındıran ülke, küresel işlenebilir tarım arazilerinin yalnızca yüzde 8’ine sahip.
Geniş dağlık ve çöl bölgeleri üretim alanlarını daraltırken su kaynaklarının ağırlıklı olarak güneyde bulunması da tarımsal faaliyetleri zorlaştırıyor. Bu nedenle Pekin yönetimi, özellikle pirinç üretiminde kendine yeterliliği korumaya çalışıyor.
Çin, tükettiği pirincin neredeyse tamamını yurt içinde üretiyor. Ancak çiftçi nüfusunun yaşlanması, kuraklık ve tarım arazilerinin yoğun kullanımı uzun vadeli riskler oluşturuyor. Hükümet bu risklere karşı gelişmiş tohum teknolojileriyle modern üretim tekniklerine yöneliyor.
Soya ithalatında Brezilya’nın ağırlığı arttı
Gelirlerin yükselmesi ve kentleşmenin hızlanması, Çin’de beslenme alışkanlıklarını değiştirirken özellikle et tüketimini artırdı. Yaklaşık 440 milyon domuzun bulunduğu ülkede soya fasulyesi, yem üretiminin başlıca girdilerinden biri haline geldi.
Çin’in yıllık soya fasulyesi ithalatı 100 milyon tonu aşıyor. Bu hacim, ülkeyi küresel soya ticaretinin en etkili alıcılarından biri yapıyor. Çin uzun süre ihtiyacının önemli bir bölümünü ABD’den karşıladı; ancak ticaret savaşları tedarik yapısında değişikliğe yol açtı.
ABD’nin uyguladığı gümrük vergilerine karşı Çin’in Amerikan tarım ürünlerine yönelik ithalatı sınırlaması, alternatif kaynak arayışını hızlandırdı. Dünyanın en büyük soya fasulyesi üreticisi Brezilya da bu süreçte Çin için daha önemli bir tedarik merkezi konumuna yükseldi.
Malakka Boğazı’na alternatif aranıyor
Pekin’in planı, yalnızca ürünlerin hangi ülkelerden alınacağıyla sınırlı değil. Sevkiyatların Çin’e hangi yollarla ulaştırılacağı da gıda güvenliği politikasının önemli bir parçasını oluşturuyor.
Brezilya’dan Asya’ya deniz yoluyla yapılan taşımacılıkta Malakka Boğazı stratejik bir geçiş noktası niteliğinde. Çin yönetimi, özellikle Tayvan çevresinde yaşanabilecek olası askeri gerilimin bu rotadaki ticareti aksatabileceği endişesini taşıyor.
Bu nedenle Pekin, belirli deniz yollarına olan bağımlılığı azaltacak projelere ağırlık veriyor. Brezilya’nın tarım bölgelerinden Peru’nun Pasifik kıyılarına uzanması planlanan demiryolu bağlantıları ve liman yatırımları, alternatif güzergâh oluşturma çabasının örnekleri arasında bulunuyor.
Bu projeler sayesinde tarım ürünlerinin Güney Amerika’nın Atlantik kıyılarından sevk edilmesi yerine Pasifik üzerinden Asya pazarlarına taşınması hedefleniyor.
Orta Koridor’un stratejik rolü güçleniyor
Çin’in rota çeşitlendirme politikası, Orta Asya’daki demiryolu ve lojistik yatırımlarına da yansıyor. Rusya-Ukrayna savaşının ardından Karadeniz üzerinden yapılan tarım ürünleri taşımacılığında ortaya çıkan riskler, Pekin’in kara bağlantılarına ilgisini artırdı.
Bu çerçevede Kazakistan, Çin’in tarımsal ürün tedarikinde öne çıkan ülkelerden biri oldu. Kazakistan, 2022’den bu yana ayçiçek yağı üretimini iki katına çıkararak Çin’in en büyük ikinci ayçiçek yağı tedarikçisi konumuna yükseldi.
Kazakistan ile Çin sınırındaki Dostık lojistik merkezi, iki ülke arasındaki ticarette önemli geçiş noktalarından biri olarak değerlendiriliyor. Bu bağlantılar; Çin’i Orta Asya, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlamayı amaçlayan Orta Koridor’un doğu bölümünde yer alıyor.
Türkiye’nin de güzergâhında bulunan Orta Koridor, Rusya üzerinden geçen kuzey hatlarına alternatif olması nedeniyle stratejik önem taşıyor. Bununla birlikte, Çin’in gıda taşımacılığına yönelik yatırımlarının Türkiye üzerinden sevk edilen tarım ürünleri miktarını ne ölçüde artıracağı henüz netlik kazanmış değil.
| Başlık | Kaynakta yer alan bilgi |
|---|---|
| Çin’in dünya nüfusundaki payı | Yaklaşık yüzde 17 |
| Çin’in küresel işlenebilir tarım arazilerindeki payı | Yüzde 8 |
| Yıllık soya fasulyesi ithalatı | 100 milyon tonu aşıyor |
| Çin’deki domuz sayısı | Yaklaşık 440 milyon |
| Kazakistan’ın ayçiçek yağı üretimi | 2022’den bu yana iki katına çıktı |
Yerli üretim ve stratejik stoklar güçlendiriliyor
Çin, yurt dışındaki altyapı yatırımlarına ek olarak ülke içindeki stratejik gıda rezervlerini de artırmaya çalışıyor. Tahıl, pirinç ve et ürünlerinden oluşan stoklar, olası arz kesintilerine karşı güvence olarak görülüyor.
Pekin’in yaklaşımı; temel gıdalarda yerli üretimi korumak, ithalatta tek bir ülkeye bağımlılığı azaltmak ve ticaret güzergâhlarını çeşitlendirmek üzerine kuruluyor. Gıda güvenliği yatırımlarının Kuşak ve Yol Girişimi ile giderek daha fazla kesiştiği belirtiliyor.
Bu tablo, dünyanın en büyük tüketim pazarlarından birinin tarım ürünleri ticaretindeki satın alma gücünü kullanarak uluslararası tedarik zincirlerini kendi ihtiyaçları doğrultusunda yeniden şekillendirmeye çalıştığını gösteriyor.
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.