Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER), Türkiye’de enerji depolama yatırımlarının proje aşamasından sahadaki uygulamaya geçtiğini belirterek, yıl sonuna kadar 1 GWh kapasitenin devreye alınacağını açıkladı.
Depolamada 2026 için 1 GWh hedefi
EDEDER Yönetim Kurulu Başkanı Doğa Can Bayram ve Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, İstanbul’da enerji basını temsilcileriyle yapılan toplantıda sektörün 2026 performansını, 2027 beklentilerini ve COP31’in enerji depolama açısından önemini değerlendirdi. Toplantıda ayrıca EDEDER’in 8 Aralık’ta Ankara’da üçüncü kez düzenleyeceği Enerjinin Geleceği ve Depolama Kongresi ele alındı.
Doğa Can Bayram, 2026’nın Türkiye’de enerji depolaması için kritik bir eşik olduğunu belirterek, “2026’yı Türkiye’de enerji depolamanın proje aşamasından gerçek yatırıma geçişinde önemli bir eşik yılı olarak değerlendiriyoruz. Yıl sonuna kadar 1 GWh depolama kapasitesi devreye alınmış olacak. Enerji depolamayı artık yalnızca güneş ve rüzgâr yatırımlarının tamamlayıcı unsuru olarak görmek mümkün değil. Yenilenebilir kaynakların elektrik sistemindeki payı büyüdükçe üretim ve tüketim arasındaki dengenin sağlanması, şebeke esnekliği, arz güvenliği ve elektrik sisteminin etkin yönetimi açısından depolama başlı başına stratejik bir altyapıya dönüşüyor” dedi.
12,500 MW’yi aşan onaylı projeler
Bayram, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre onaylanan depolama projelerinin toplamının 12,500 MW’yi geçtiğini söyledi. Şebeke ölçekli batarya tesislerinin ticari işletmeye başladığını ve ilk müstakil depolama tesislerinin devreye alındığını aktaran Bayram, sektörün Türkiye’nin “kendi kendine yeten bir enerji adası olması” hedefi doğrultusunda ilerlediğini ifade etti.
EPDK’nın Temmuz 2026 sektör raporuna göre yürürlükteki rüzgâr ve güneş ön lisansları 620 projeye ve yaklaşık 32,3 GWh’ya ulaştı. Bayram, değerlendirmede yalnızca MW kurulu gücünün değil, sistemlerin enerji sağlama süresini gösteren MWh ve GWh kapasitesinin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Proje portföyünün ne kadarının yatırıma dönüşeceğini belirleyecek unsurların öngörülebilir gelir modelleri, uygun piyasa yapısı ve finansmana erişim olduğunu belirten Bayram, ilk santrallerle birlikte gelir modellerinin kanıtlanmasının “finanse edilebilirlik” açısından önemli olduğunu söyledi.
2027’de piyasa yapısı ve DEKA gündemde
Ramazan Kaya, 33 bin 500 MW’lık depolama ön lisanslarının 530 MW’lık bölümünün devreye alındığını belirterek, 2027’de yalnızca kapasite artışının değil, piyasanın olgunlaşmasının da öne çıkacağını kaydetti. Müstakil depolama tesisleri, depolamalı RES ve GES projeleri, yan hizmetler, gelir mekanizmaları ve şebeke yatırımları sektörün başlıca gündemleri arasında yer alacak. Kaya ayrıca Depolama Kaynak Alanı (DEKA) modelinin uygulanmasını ve hazırlanmakta olan 2040 Türkiye Ulusal Enerji Planı’nda depolama hedefinin yenilenebilir enerji hedefleriyle aynı ölçekte büyütülmesini önemli bulduklarını söyledi.
COP31 ve “Bölgenin Batarya Üssü: Türkiye” vizyonu
Kasım ayında Antalya’da Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31’in, enerji depolamanın uluslararası görünürlüğünü artırması bekleniyor. Kaya, “Enerji dönüşümünün bundan sonraki aşamasında mesele yalnızca daha fazla yenilenebilir enerji üretmek değil; ürettiğimiz temiz enerjiyi doğru zamanda, doğru yerde ve en yüksek sistem faydasıyla kullanabilmek. Bunun anahtarlarından biri de enerji depolama. COP31’in Türkiye’de düzenlenmesini, bu yaklaşımı ve ülkemizin enerji depolamadaki potansiyelini uluslararası ölçekte ortaya koymak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. COP31 Zirvesi ile birlikte yenilenebilir kapasitenin daha da artması da bir diğer önemli beklentimiz” dedi. EDEDER Başkanı Doğa Can Bayram ise Türkiye’nin yalnızca depolama kapasitesi kuran değil, teknoloji geliştiren, üretim ve mühendislik hizmetleri sunan, çevre ülkelere ihracat yapabilen bir ekosistem oluşturması gerektiğini belirterek “Bölgenin Batarya Üssü: Türkiye” vizyonunu yineledi.