ABD’de yapay zeka yatırımları ve borsadaki yükseliş hanehalkı servetini yaklaşık 26 trilyon dolar artırırken, Fed verileri bu büyümeden toplam servet payını yükseltebilen tek grubun en zengin yüzde 1 olduğunu gösteriyor.
Servet artışında en zengin kesim öne çıktı
ABD ekonomisi yapay zeka yatırımlarının öncülük ettiği hızlı bir teknolojik dönüşümden geçiyor. Yatırımlardaki büyüme ve hisse senedi piyasasındaki yükseliş, ülke genelinde hanehalkı varlıklarını artırsa da getiriler toplumun tüm kesimlerine eşit dağılmıyor.
Reuters’ın haberine dayanan değerlendirmeye göre borsa kazançları tüketici harcamalarının güçlü kalmasına destek veriyor. Ancak yatırım gelirlerinin büyük bölümü zaten varlıklı hanelerde toplanıyor. Gelirlerinin önemli kısmını çalışarak elde eden kesimler ise konut, gıda ve diğer temel ihtiyaçlardaki fiyat artışlarının baskısını yaşıyor.
ABD Merkez Bankası (Fed) verilerine göre, Joe Biden yönetiminin sona ermesinden 2026’nın ikinci çeyreğine kadar ülkenin toplam servetinden aldığı payı artıran tek kesim en zengin yüzde 1 oldu. Servet dağılımında daha alt gruplara gidildikçe toplam servetten alınan pay azalıyor.
Yine de servet artışından toplumun geri kalanının hiç yararlanmadığı söylenemiyor. Aynı dönemde ABD’de hanehalkı serveti yüzde 16,5, başka bir ifadeyle yaklaşık 26 trilyon dolar yükseldi. Bu artışın yarısından azı servet bakımından en alttaki yüzde 50’lik kesime gitti. Buna rağmen bu grubun toplam serveti yaklaşık yüzde 10 arttı.
Servet yükselirken satın alma gücü zorlanıyor
Toplam servetin artması ve kazanımların giderek varlıklı gruplarda yoğunlaşması, ABD ekonomisinin temel çelişkilerinden biri olarak öne çıkıyor. Bu görünüm, büyümenin ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda ekonomistler arasında soru işaretleri oluşturuyor.
ABD’de tüketici harcamaları dolar bazında yükselmeye devam ediyor. Ancak bu artışın ne kadarının gerçek tüketim genişlemesini ifade ettiği önem taşıyor. Enflasyondan arındırılmış harcamalar, yani reel tüketim, pandemi öncesindeki büyüme hızına yakın ilerliyor.
Nominal harcamalarla reel harcamalar arasındaki fark, fiyat artışlarının tüketicilerin satın alma gücünü ne ölçüde düşürdüğünü gösteriyor.
Düşük gelirli hanelerin tüketimi takip ediliyor
Ekonomistler, gelir ve servet dağılımının alt basamaklarında bulunan hanelerin tüketim davranışlarını yakından izliyor. Büyük bankaların ve Richmond Fed’in araştırmaları, bu grupların harcamalarını en azından mevcut seviyede tuttuğuna işaret ediyor.
New York Fed’in hanehalkı kredilerine yönelik çalışmalarında da düşük gelirli kesimler arasında yaygın bir kredi krizinin yaşandığını gösteren bulguların henüz sınırlı olduğu belirtiliyor.
Öte yandan varlıklı hanelerin harcamalarını güçlü biçimde sürdürmesi, ekonomideki tüketim görünümünün bütün gelir gruplarında aynı olduğu anlamına gelmiyor.
Enflasyon ve enerji giderleri baskı yaratıyor
Son 20 ayda fiyatların yükselmesi, ABD’de yaşam maliyetlerini gündemin başında tutuyor. Habere göre Trump’ın görev döneminin ilk aylarında yavaşlayan enflasyon daha sonra yeniden hız kazandı.
İthalat tarifelerinin etkileri, İran savaşıyla bağlantılı enerji maliyetleri ve yapay zeka yatırımlarındaki hızlı genişlemenin ekonomi üzerindeki etkileri, fiyat baskısının sürmesine neden olan başlıca unsurlar arasında yer alıyor.
Ara seçimlere haftalar kala artan yaşam maliyetleri, seçmenlerin Trump ve Cumhuriyetçi Kongre adaylarına yönelik tutumunu etkileyen önemli ekonomik başlıklardan biri haline geliyor.