Fransa’da 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5’e yaklaşırken, Almanya ile arasındaki getiri farkı 2011-2012 euro borç krizinden bu yana en yüksek düzeye çıktı. Kamu borcunun milli gelire oranının yüzde 119’a yükselmesi, siyasi belirsizlik ve yüksek bütçe açığıyla birlikte yatırımcıların kaygılarını artırdı.
Fransa’nın borçlanma maliyeti yükseliyor
Euronews’in haberine göre, Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizi geçen hafta yüzde 5 seviyesine ulaştı. Bu oran, ülkenin Temmuz 2002’den bu yana karşılaştığı en yüksek borçlanma maliyetine işaret etti.
Almanya’nın 10 yıllık tahvilleriyle Fransa tahvilleri arasındaki faiz farkı da 2011-2012 dönemindeki euro bölgesi borç krizinden bu yana görülen en yüksek seviyeye çıktı. Fransa’nın borçlanma maliyetleri İtalya ve Yunanistan’daki seviyeleri geride bıraktı.
Tahvil faizlerindeki artış, kamu borcunun yanı sıra konut kredilerini ve şirketlerin finansman giderlerini de etkileyerek ekonominin geneline yansıyor.
Kamu borcu 3,6 trilyon euroya ulaştı
Fransa’daki borç sorununda yüksek bütçe açıkları önemli rol oynuyor. Ülkenin bütçe açığının 2026’da gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) yüzde 5,4’üne ulaşması bekleniyor. Avrupa Birliği kurallarında ise bu oranın GSYH’nin yüzde 3’ünü aşmaması öngörülüyor.
Ulusal istatistik kurumu INSEE verilerine göre Fransa’nın kamu borcu, 2026’nın ikinci çeyreğinde 3,6 trilyon euroya yükseldi. Bu tutar GSYH’nin yüzde 119’una denk gelirken, borç oranı bir yıl önce yüzde 115,6 seviyesindeydi.
Borç yükünün büyümesi, hükümetin kamu maliyesini sürdürülebilir biçimde yönetip yönetemeyeceğine ilişkin yatırımcı endişelerini güçlendirdi.
Hükümet 54 milyar euroluk tasarruf hedefliyor
Başbakan Sébastien Lecornu’nun liderliğindeki azınlık hükümeti, geçen hafta 2027 bütçe taslağını açıkladı. Taslakta yaklaşık 54 milyar euroluk harcama tasarrufu ve ilave gelir hedefi yer aldı.
Hükümet, bütçe açığını 2026’daki yüzde 5,4 seviyesinden gelecek yıl yüzde 5’e çekmeyi amaçlıyor. Planlanan adımların yaklaşık üçte ikisinin harcama kesintilerinden, üçte birinin ise vergi ve prim artışlarından karşılanması bekleniyor.
Emeklilik ve sağlık harcamalarının her biri için 6 milyar euroluk tasarruf planlanıyor. Faiz ve savunma giderleri dışındaki kamu harcamalarının ise enflasyona karşın nominal olarak dondurulması öngörülüyor.
Buna rağmen bütçe planı, yatırımcıların kaygılarını azaltmak yerine siyasi belirsizliği yeniden gündeme taşıdı.
Lecornu’nun parlamentoda çoğunluğu bulunmuyor. Ulusal Meclis’te bütçe görüşmelerinin 13 Ekim’de başlaması beklenirken, Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimlerinin 2027 ilkbaharında yapılması planlanıyor.
BNP Paribas ekonomisti Stéphane Colliac, Fransa’nın 2023-2026 dönemindeki dört yılın üçünde bütçe hedeflerine ulaşamadığına dikkat çekti.
Faiz ve savunma giderlerinin de yükselmesi nedeniyle hükümetin bütçe açığını yalnızca 0,4 puan düşürebilmek için GSYH’nin yaklaşık yüzde 1’i büyüklüğünde tasarruf üretmesi gerektiği belirtildi.
2027’de 340 milyar euroluk borç ihracı planlanıyor
Fransa Hazinesi’nin 2027’de 340 milyar euroluk borç ihraç etmesi planlanıyor. Bu miktarın 2026’ya göre 20 milyar euro daha fazla olması bekleniyor.
Yeni borçlanmanın önemli bir kısmı, pandemi döneminde alınan borçların vadesinin gelmesi nedeniyle yapılacak.
BNP Paribas ekonomisti Colliac, bütçe planı eksiksiz uygulansa bile kamu borcunun 2027’de GSYH’nin yüzde 121’ine çıkacağını, 2032’de ise ancak yüzde 124 civarında dengelenebileceğini öngördü.
Ebury Başekonomisti Enrique Díaz-Alvarez, Paris’teki siyasi çıkmazın devam ettiğini ve hükümetin bütçe planının mali denetim kurumunun şüpheleriyle karşılandığını belirtti.
Yetersiz kaynak ayrıldığı gerekçesiyle düzenlenen öğrenci protestolarının da hükümet üzerindeki baskıyı artırdığı kaydedildi.
Fransa-Almanya faiz farkı 1,52 puana genişledi
Fransa’nın 10 yıllık tahvil faizinin yüzde 5’e yükselmesi ve Almanya ile arasındaki farkın açılması, yatırımcıların ülkenin borç riskine ilişkin endişelerinin büyüdüğünü gösterdi.
Fransa’nın 10 yıllık tahvil faiziyle Almanya’nın aynı vadeli tahvil faizi arasındaki fark 152 baz puana, başka bir ifadeyle 1,52 puana çıktı. Bu seviye, 2011’de başlayan euro bölgesi borç krizi dönemindeki seviyelere yaklaştı.
Intesa Sanpaolo stratejistleri, faiz farkındaki hareketin yalnızca ulaşılan seviyeden değil, yükselişin hızından da kaynaklanan risklere işaret ettiğini değerlendirdi.
Stratejist Gian Marco Salcioli liderliğindeki ekip, tahvil getirilerinin hızlı artması durumunda yatırımcıların sadece borçlanma maliyetine değil, borcun tamamen geri ödenememe olasılığına da odaklanmaya başlayacağını belirtti.
Salcioli, bu gelişmenin faiz riskini daha geniş kapsamlı bir kredi riskine çevirebileceğini ifade etti.
Ebury Başekonomisti Díaz-Alvarez ise Fransa ile Almanya arasındaki faiz farkındaki haftalık genişlemenin 17 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını söyledi.