Türkiye’nin 2040 enerji hedefleri kapsamında rüzgar enerjisinde 63 bin megavat kurulu güce ulaşılması planlanırken, bu kapasite için önümüzdeki 14 yılda 50 milyar doları aşan yatırım yapılması öngörülüyor.
Rüzgar kapasitesinde 47 bin megavatlık artış
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar tarafından açıklanan “Milli Enerji 2040” yol haritasını değerlendirdi.
Elektrifikasyonu temel alan planın enerji bağımsızlığı, arz güvenliği ve iklim değişikliğiyle mücadele hedefleri doğrultusunda hazırlandığını belirten Erden, çalışmanın Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ilerlerken enerji sektörünün dönüşümüne ilişkin çerçeveyi ortaya koyduğunu söyledi.
Ulaşım, sanayi, ısıtma, soğutma ve deniz suyu arıtımı gibi alanlarda elektrik kullanımının yaygınlaşmasıyla 2040’a kadar elektrik talebinin yükseleceğini aktaran Erden, bu dönüşümle enerji ithalatına bağımlılığın azaltılmasının amaçlandığını ifade etti.
Erden’in verdiği bilgilere göre rüzgar ve güneş enerjisinin toplam kurulu gücü için 2035 hedefi 120 bin megavat, 2040 hedefi ise 170 bin megavatın üzerinde bulunuyor. Rüzgarda 2035 için 48 bin megavat olan hedef, 2040’ta 63 bin megavata çıkarılıyor.
Bu kapasitenin 6 bin megavatlık bölümünün deniz üstü, 57 bin megavatlık bölümünün ise karasal rüzgardan oluşması bekleniyor. Mevcut kurulu gücün 16 bin megavat seviyesinde olduğunu belirten Erden, yaklaşık 47 bin megavatlık yeni yatırıma ihtiyaç bulunduğunu söyledi.
Erden, yatırım ihtiyacını şu sözlerle açıkladı: “50 milyar dolardan fazla sadece rüzgar yatırımı önümüzdeki 14 senede gerçekleşecek. Bu da çok önemli bir yatırım rakamı. Bundan sonraki yıllarda gerçekten çok önemli finansman ihtiyaçları var.”
Şebeke ve depolama yatırımları da gündemde
Yol haritasında üretilen elektriğin tüketiciye ulaştırılması için iletim ve dağıtım şebekelerine yüksek hacimli yatırımlar öngörülüyor. Batarya kapasitesinin büyütülmesi, elektrik ticaretinin yurt dışıyla geliştirilmesi ve talep tarafının sürece katılması da planın başlıkları arasında yer alıyor.
Erden, “İşin üretimini, iletimini, tüketimini, hem yurt içi hem de yurt dışı piyasasını kapsayan bütüncül bir çalışma görüyoruz. Bundan sonra stratejik çerçeveden aksiyona geçilmesi ve her alanda da alt aksiyon planlarının açıklanmasını çok önemli görüyorum.” ifadelerini kullandı.
Yerli ekipman ve kritik maden vurgusu
Yenilenebilir enerjinin son 20-25 yılda sanayi ve istihdama katkı sağladığını belirten Erden, yeni yatırımlarla bu katkının devam edeceğini kaydetti. Erden, ekipman tedarikinde yurt dışına bağımlılığın azaltılmasının ve tedarik bağımsızlığının güçlendirilmesinin öncelikli konular arasında bulunduğunu söyledi.
Kritik maden kaynaklarının ekonomiye kazandırılması ve bu kaynakların güneş, rüzgar ile batarya teknolojilerinde daha fazla kullanılması gerektiğine dikkat çeken Erden, “Özellikle rüzgar santralleri, rüzgar türbinleri açısından baktığımız zaman mıknatıs üretimi gerçekten çok önemli. Çünkü türbinlerin içerisinde çok önemli oranda bunları kullanıyoruz. Aynı şekilde elektrikli araçlarda da bunlara ihtiyaç var.” dedi.
Erden, bu alanlardaki imalat yatırımlarının teşvik edilmesinin önemli fırsatlar yaratacağını ifade etti.
COP31 yatırım işbirlikleri için fırsat sunacak
Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon hedefine ara hedeflerle ilerlediğini aktaran Erden, enerji yol haritasının Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde açıklanmasını uluslararası işbirliği açısından önemli bulduğunu söyledi.
2040 ve 2053 hedeflerinin somutlaşmasının, COP31’e katılacak uluslararası şirketlerin yatırım olanaklarını incelemesini ve potansiyel ortaklıkları değerlendirmesini kolaylaştıracağını belirten Erden, “Şirketler de öngörülebilirliğe ve bundan yola çıkarak sürdürülebilir planlara bakarlar. COP31 Türkiye’de bu işbirliklerinin sağlanması, bunların müzakere edilmesi, daha sonra da uygulamaya geçilmesi için çok önemli bir fırsat olacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.
İlk deniz üstü santral için hedef 2032
Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED) Başkanı Murat Durak, deniz üstü rüzgarda 2035 için daha önce açıklanan 5 bin megavatlık hedefin yeni yol haritasında 2040 için 6 bin megavat olarak belirlendiğini söyledi.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Saros Körfezi ile Edremit, Bozcaada ve Gökçeada açıklarında 4 aday saha tespit ettiğini aktaran Durak, Türkiye’nin deniz üstü rüzgar enerjisine dayalı ilk Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) yarışmasının Nisan 2027’de yapılmasının planlandığını belirtti.
İhale sonrasında meteorolojik ve oşinografik ölçümlerin yaklaşık 1 ila 1,5 yıl sürebileceğini, ardından deniz tabanına ilişkin araştırmaların gerçekleştirileceğini ifade eden Durak, “2027’den sonra 2030’a kadar teknik çalışmalar biter ve 2030’da deniz üstü rüzgar santrali için alanın inşaata hazır hale geleceğini düşünüyorum. 2 yıl kadar da inşaatı sürerse 2032’de ilk deniz üstü rüzgar santralini görürüz diye umuyorum.” dedi.
Türkiye’nin karasal rüzgardaki tecrübesiyle tersane ve liman altyapısının denizcilik alanındaki imkanlarının birleştirilmesi halinde hedefe ulaşılabileceğini belirten Durak, “Bu iki sektörü bir araya getirirsek çok rahatlıkla o hedefe ulaşabileceğimizi düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.
Deniz üstü rüzgar santrallerinde başlangıç yatırımının yüksek olduğuna işaret eden Durak, maliyet hesabında tesisin işletme ömrü boyunca üreteceği elektriğin de dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Durak, “Denizdeki elektrik üretimi çok daha yüksek.” dedi.
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.