Avrupa Merkez Bankası’nda ticari bankaların faiz kazanamadıkları zorunlu karşılıklarını artırma planı tartışılırken, Belçika Merkez Bankası Başkanı Pierre Wunsch düzenlemenin gerekçelerine karşı çıktı.
Bankaların faizsiz rezerv yükü artabilir
ECB’nin mevcut uygulamasına göre bankalar, belirli yükümlülüklerinin yüzde 1’ini merkez bankalarında zorunlu karşılık olarak tutuyor ve bu tutarlar için faiz almıyor. Görüşülen değişiklik, söz konusu oranın yükseltilmesini ve bankaların daha fazla kaynağı faiz getirisi sağlamayan hesaplarda bulundurmasını öngörüyor.
Uygulama hayata geçerse bankaların faiz gelirleri azalırken merkez bankalarının faiz giderleri düşebilir. Bununla birlikte bankaların finansman maliyetleri ile kredi fiyatlamaları da düzenlemeden etkilenebilir.
Tartışmanın odağında 2,1 trilyon euroluk likidite var
Euro Bölgesi bankacılık sistemindeki yaklaşık 2,1 trilyon euroluk fazla likidite, görüşmelerin temelinde yer alıyor. ECB’nin geçmiş yıllardaki tahvil alımları finansal sisteme yüksek miktarda kaynak aktarırken, enflasyonla mücadele döneminde faizlerin artırılması merkez bankalarında tutulan fazla likiditeye ödenen faizlerin maliyetini yükseltti. Bu tablo, özellikle bazı ulusal merkez bankalarının finansal sonuçları üzerinde baskı yarattı.
Wunsch para politikası sınırına dikkat çekti
8 Ekim’de Brüksel’de düzenlenen Belçika Merkez Bankası Uluslararası Araştırma Konferansı’nda konuşan Wunsch, zorunlu karşılık oranının yükseltilmesine yönelik görüşmelerin sürdüğünü açıkladı. Önerinin gerekçelerini ikna edici bulmadığını belirten Wunsch, merkez bankalarının zararlarını azaltmak için bu yönteme başvurulmasının zorunlu karşılıkları fiilen maliye politikası aracına dönüştürebileceğini söyledi.
Wunsch’a göre merkez bankalarının temel görevi para politikasını yürütmek. Finansal kayıpları azaltmak amacıyla zorunlu karşılıkların artırılması, para politikası ile maliye politikası arasındaki sınırı belirsizleştirebilir. Ayrıca bankalar, ECB’nin sağladığı likiditenin ileride kendileri için ek maliyet yaratabileceğini düşünürse gelecekteki tahvil alım programlarına katılmakta isteksiz davranabilir. Bu durum ECB’nin politika araçlarının etkinliği ve güvenilirliğini zayıflatabilir. Görüşmeler sürerken yeni oran açıklanmadı ve uygulama için resmî karar alınmadı.