Jefferies’in McKinsey raporuna ilişkin değerlendirmesi, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir kesintinin enerji piyasalarında kalıcı yatırım ihtiyacını artıracağını ortaya koydu. Günlük 21 milyon varillik petrol akışının durması halinde mevcut önlemler, 2030 yılına kadar kaybın en fazla yüzde 70’ini karşılayabilecek.
Arz kesintisinin yüzde 55’i mevcut önlemlerle karşılandı
Hürmüz Boğazı, küresel petrol arzının yüzde 20’sinden fazlasını ve benzer ölçekte LNG akışını etkiliyor. Kriz senaryosunu inceleyen analizde, günlük yaklaşık 21 milyon varillik arz kaybının yüzde 55’inin bypass boru hatları, ek üretim ve envanter salımlarıyla telafi edilebildiği belirtildi.
Kalan günlük 6,8 milyon varillik bölüm ise tüketimin azaltılması ve talep yönetimi sayesinde karşılandı.
2030’a kadar tam ikame mümkün görünmüyor
McKinsey raporunda altı temel çözüm başlığı öne çıkarıldı:
- Elektrifikasyon ve temiz enerji
- Alternatif petrol ve gaz tedariki
- Yeniden yapılandırılmış ticaret rotaları
- Genişletilmiş envanter yönetimi
Rapora göre bu önlemler, 2030 yılına kadar kriz öncesi Hürmüz akışlarının yüzde 35 ile yüzde 70’ini dengeleyebilir. Ancak en iyimser tabloda dahi mevcut akışların tamamının başka kaynaklarla ikame edilmesi mümkün olmayacak.
Enerji ticaretindeki küresel kırılganlık
Çalışmada, dünya nüfusunun yüzde 95’inin enerji ithalatına bağımlı bölgelerde yaşadığına dikkat çekildi. Küresel enerji ticaretinin üçte ikisi en az bir deniz dar geçidinden geçerken, mevcut temiz teknolojilerin ham petrol ve gaz kullanımının yaklaşık yüzde 30’unu teknik olarak ikame edebildiği kaydedildi.
Stratejik yatırım alanları
Jefferies’e göre Hürmüz krizi, enerji güvenliğini uzun vadeli yatırım gündeminin merkezine taşıdı. Bu çerçevede bypass boru hatları, LNG ve yeniden gazlaştırma altyapısı, depolama tesisleri ve elektrik şebekesi yatırımları stratejik önem kazanıyor.