Prof. Dr. Evren Bolgün, yatırım fonlarında yaşanan krizin yıllar içinde biriken yapısal sorunlardan kaynaklandığını belirterek SPK müdahalelerinin piyasadaki yapay döngüyü sona erdirdiğini söyledi. Bolgün, sığ ve düşük likiditeli birkaç hisseye yoğunlaşan fonların olağanüstü getirilerinin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.
131 fon tasfiyeye alındı
Geçmişteki ‘Ponzi’ şemalarına gönderme yapan Bolgün, mevcut süreci ‘Fonzi’ olarak nitelendirdi. Düzenlemelerin zamanında ve etkili uygulanmamasının ağır sonuçlar doğurduğunu belirten Bolgün, 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyeye alınmasıyla yüz binlerce yatırımcının tasarrufunun riske girdiğini söyledi.
Zayıf denetimin kaldıraçlı ve ilişkili işlemlere alan açtığını kaydeden Bolgün, bunun piyasa mekanizmasına duyulan güveni ciddi biçimde sarstığını vurguladı. Küçük fonlarda tasfiye ve ödeme süreçleri başlasa da büyük fonlar ile krizin boyutuna ilişkin açıklamaların yetersiz kaldığını ifade eden Bolgün, kamu ve denetleyici kurumların tam şeffaflıkla hareket etmesi, haksız kazanç sağlayanlar ile içeriden bilgi ticareti yapanların hızla cezalandırılması çağrısında bulundu.
Meclis araştırması ve tahvil riski çağrısı
2001 krizinin ardından oluşturulan finansal mimariye ve geçen 20 yılı aşkın süreye rağmen yeni bir krizin ortaya çıkmasının öz eleştiri gerektirdiğini belirten Bolgün, Meclis çatısı altında kurulacak araştırma komisyonunun kamuoyundaki güven kaybını giderebileceğini söyledi. Ekonomi yönetiminin önceliğinin krizi kontrol altına almak olması gerektiğini kaydeden Bolgün, borsanın şoku henüz tam olarak atlatamadığını ve küçük yatırımcıların yoğun ilgi gösterdiği hisselerdeki kayıpların piyasa geneline yayıldığını belirtti.
Bazı portföy şirketlerinin vadesi gelen bonolarda temerrüde düşmesinin zincirleme risk taşıdığını dile getiren Bolgün, temerrüt dalgasının özel sektör tahvil ve bonolarına sıçrayabileceği uyarısı yaptı. Bağımsız portföy şirketlerinin yönettiği fonlarda ciddi nakit çıkışları yaşandığını aktaran Bolgün, adli süreçlerle piyasa denetimlerinin eş zamanlı ve kararlı biçimde yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Faiz indirimi ve petrol beklentisi
Nakit sıkışıklığı ile fon krizinin yarattığı ‘ters servet etkisinin’ sanayiden hizmet ve perakende sektörlerine yayıldığını, iç talepteki soğumanın belirginleştiğini belirten Bolgün, TCMB’nin faiz kararlarının kritik olduğunu söyledi. Makroekonomik dengeler dikkate alındığında 100 baz puanlık indirim alanı bulunduğunu ifade eden Bolgün, 2000 baz puanlık hızlı bir indirimin dövize yönelimi ve TL dışı mevduatlara geçiş riskini artırabileceği uyarısında bulunarak ölçülü ve temkinli adım çağrısı yaptı. Küresel piyasalar ve jeopolitik riskler hakkında da değerlendirme yapan Bolgün, Donald Trump’ın söylemleri ile İran’a yönelik askeri senaryoların ertelenmesinin ardından petrolün 102 dolar seviyelerine gerilediğini hatırlattı. Jeopolitik krizler tamamen çözülmeden fiyatların yeniden 70 dolar bandına yerleşmesinin zor olduğunu belirten Bolgün, yüksek enerji maliyetlerinin 2027 yılına kadar kalıcı bir yapısal soruna dönüşebileceğini söyledi.