Küresel tahvil piyasalarındaki satış dalgası, getirileri son yılların en yüksek seviyelerine taşırken merkez bankalarının politika faizini artırmadan finansal koşulları sıkılaştırmasına yol açıyor.
Tahvil getirileri finansal koşulları sıkılaştırdı
Stratejistlere göre borçlanma maliyetlerindeki yükseliş, enflasyonu kontrol etmek için gerekebilecek faiz artışlarının sayısını azaltabilir. Haftalardır devam eden tahvil satışları, merkez bankalarının yeni bir hamlesine ihtiyaç duyulmadan piyasalarda ilave sıkılaşma oluşturdu.
Bloomberg tarafından derlenen verilere göre sekiz büyük ekonominin swap piyasalarında fiyatlanan faiz artışı miktarı, eylül ortasından bu yana yaklaşık 200 baz puan azaldı. Yatırımcıların bu ekonomiler için öngördüğü toplam faiz artışı 539 baz puana gerilerken, söz konusu rakam eylül ayında 717 baz puan seviyesindeydi.
Kamu harcamaları ve yapay zeka borçlanması etkili
ABD, Japonya ve Fransa dahil olmak üzere kamu harcamalarına yönelik endişeler, yatırımcıların daha yüksek getiri istemesine neden oluyor. Bunun yanında yapay zeka bağlantılı yoğun borçlanma da sermaye çekiyor. Bu tablo, tahvil piyasalarındaki satış baskısının hafifleyeceğine ilişkin işaretlerin sınırlı kalmasına yol açıyor.
Artan borçlanma maliyetleri konut kredilerine ve yüksek riskli şirket tahvillerine de yansıyor. Böylece merkez bankalarının politika faizlerini yükselterek sağlamaya çalıştığı finansal sıkılaşmanın bir bölümü doğrudan piyasa hareketleriyle gerçekleşiyor.
Faiz artışı beklentilerinde en büyük düşüş Avustralya’da
T. Rowe Price’tan Ken Orchard, “Piyasalar ne kadar fazla sıkılaşma fiyatlarsa finansal koşullar o kadar sıkılaşır. Finansal koşullar ne kadar sıkılaşırsa merkez bankalarının sonunda uygulaması gereken veya uygulayabileceği sıkılaşma da o kadar azalır” dedi.
Fiyatlanan faiz artışlarındaki en büyük gerileme Avustralya’da görüldü. Onu, Fransa’nın mali görünümüne ilişkin kaygıların etkisiyle Euro Bölgesi izledi. Güney Kore ve Kanada da beklentilerin gerilediği ekonomiler arasında yer aldı.
Stratejistler merkez bankalarının ikilemine dikkat çekti
JPMorgan’dan Yuxuan Tang, merkez bankalarının büyüme ile kısa vadeli enflasyon riskleri arasında denge kurmak zorunda kalacağını belirtti. Tang, savaşın büyüme üzerindeki aşağı yönlü riskleri artırması nedeniyle piyasaların yeni faiz artışı ihtimalini gereğinden fazla fiyatladığını söyledi.
Deutsche Bank ise ABD Hazine tahvillerinde artık fırsatlar bulunduğunu değerlendiriyor. Bankadan Christian Nolting, enerji koşullarındaki iyileşmeyle enflasyonun gerileyeceğini ve tam kapsamlı bir faiz artışı döngüsünde olunmadığını düşündüğünü ifade etti.
Barclays stratejistlerine göre piyasalar, Fed üzerindeki baskının bir bölümünü şimdiden azalttı. Finansal sıkılaşmanın bir kısmının ilave Fed faiz artışı beklentilerinden bağımsız gerçekleşmesi, ABD Merkez Bankası’nın faiz artırma aciliyetini düşürebilir.