Mahfi Eğilmez, fon soruşturmasının ardından yaşanan gelişmelerin yalnızca belirli fonlarla sınırlı kalmadığını; borsa, tahvil, mevduat, döviz ve Türkiye’nin risk primi üzerinde etkili olduğunu söyledi.
Fonlardan çıkışlar hisse satışlarını artırdı
Ekonomist Mahfi Eğilmez ile ekonomi yazarı Servet Yıldırım, “4’te Ekonomi” programında fon soruşturmasının sermaye piyasalarından ekonomiye uzanan sonuçlarını değerlendirdi. Eğilmez, yatırımcıların sorun yaşanan fonların yanı sıra başka fonlardan da endişeyle çıkmaya başladığını belirtti.
Eğilmez, “İnsanlar o fonlardan korktuğu için öbürlerinden de çıktılar. Halbuki öbürlerinde öyle bir sorun yok, onlar gayet ciddi götürüyorlar, gidiyor” dedi.
Fonların nakit ihtiyacını karşılamak için satış yaptığını, yatırımcıların da hem zararlarını ve ihtiyaçlarını finanse etmek hem de korku nedeniyle ellerindeki hisseleri elden çıkardığını ifade eden Eğilmez, “İnsanlar ellerindeki hisseleri bir şekilde hem zararı karşılayabilmek için, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, nakit ihtiyaçlarını, hem de biraz da korkuyla hem şirketler hem insanlar hem de fonlar ellerinden mecburen bunları çıkarmaya başladılar” diye konuştu.
Bu süreçte yalnızca Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin değil, borsada işlem görmeyen şirketlerin hisselerinin de değer kaybettiğini belirten Eğilmez, “Borsa İstanbul’da işlem gören senetler, şirketlerin hisse senetleri düştüğü gibi, Borsa İstanbul’da işlem görmeyenlerin de hisseleri düştü” ifadelerini kullandı. Piyasa değerlerindeki gerilemenin şirketlerin finansmana erişimini zorlaştırabileceğini söyleyen Eğilmez, güven kaybının da sürecin önemli unsurlarından biri olduğunu vurguladı.
Mevduat yaklaşık 800 milyar lira yükseldi
Fon piyasasındaki dalgalanma sırasında yatırımcıların bir bölümünün mevduata yönelmesi banka bilançolarına ve faiz oranlarına yansıdı. Programda banka mevduatlarının yaklaşık 800 milyar lira arttığı bilgisi paylaşıldı.
Eğilmez, artışın tamamının fon krizinden kaynaklandığının söylenemeyeceğini, ancak önemli bir kısmının bu gelişmelerle bağlantılı olduğunu belirtti. “Buradan korkan, çekinen, endişeye kapılan insanlar yatırım fonlarından çıkıp, bir bölümünden, ya da borsadan çıkıp bu hisse senetlerinden bu tarafa yöneldiler. Mevduat daha garantili göründüğü için, devlet garantisi de var zaten, mevduat artışına döndü” dedi.
Mevduat girişinin bankaların faiz kararlarını etkilediğini ifade eden Eğilmez, “Bankalar bol mevduatı görünce faizleri düşürdüler” açıklamasını yaptı. Programda mevduat faizlerinin yüzde 40’lı seviyelerden yüzde 32-33 bandına gerilediği değerlendirildi.
| Gösterge | Programda aktarılan seviye |
|---|---|
| Banka mevduatındaki artış | Yaklaşık 800 milyar lira |
| Mevduat faizleri | Yüzde 40’lı seviyelerden yüzde 32-33 bandına |
| Dövize yönelen tutar | 3,5 milyar dolar civarı |
Tahvil satışları borçlanma maliyetlerini artırabilir
Fonlardaki nakit ihtiyacının tahvil piyasasına da yansıdığını anlatan Eğilmez, yatırım fonlarından çıkışlar ve şirketlerin yaşadığı kayıplar nedeniyle ellerdeki tahvillerin satılmaya başlandığını söyledi.
“Biraz da tahviller de satıldı, ellerdeki tahviller. Yani o özellikle bu yatırım fonlarından olan çıkışlarda vesairede ve şirketler kayıplarla karşılaşınca ellerindeki tahvilleri de elden çıkarmaya başladılar” diyen Eğilmez, Servet Yıldırım’ın tahvil satışlarının fiyatları düşürüp getirileri artırabileceği yönündeki değerlendirmesine “Çok doğru, aynen öyle oldu zaten” sözleriyle katıldı.
Programda, bu etkinin kamu ve özel sektörün borçlanma maliyetlerini yükseltebileceği belirtildi.
Dövize yöneliş 3,5 milyar dolar civarında hesaplandı
Mahfi Eğilmez, fon soruşturmasının ardından yatırımcıların dövize yöneldiğini ve incelediği hesaplamalara göre tutarın 3,5 milyar dolar civarında olduğunu söyledi.
“Bütün hesaplamalara baktım, 3,5 milyar dolar civarında bir şey” diyen Eğilmez, hesaplamaların belirli tarihlere dayandığını ve söz konusu paranın bir bölümünün daha sonra geri dönmüş olabileceğini kaydetti. Yatırımcıların bu tercihteki önceliğinin getiri sağlamak değil, parayı daha güvenli gördükleri bir alanda tutmak olduğunu ifade etti.
Programda Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın döviz kuruyla ilgili bir toplantıda yaptığı öne sürülen açıklama da gündeme geldi. Açıklamanın tam içeriğinin bilinmediğini belirten Eğilmez, “Tam olarak tabii ne konuştuğunu metnine bakmadığımız için bilmiyoruz” dedi. Kur hareketliliğinin bir bölümünün fon krizi sonrasında artan döviz talebinden kaynaklanmış olabileceğini de dile getirdi.
CDS 2 Ekim’de 255 baz puana çıktı
Türkiye’nin beş yıllık kredi risk primi de programda ele alınan başlıklardan biri oldu. Servet Yıldırım, CDS priminin eylül başında 218 baz puan seviyesinde bulunduğunu ve 2 Ekim’de 255 baz puana yükseldiğini aktardı. Eğilmez ise sonrasında gerileme yaşandığını, elindeki son verinin yaklaşık 244 baz puan olduğunu söyledi.
Risk primindeki hareketi güven çerçevesinde değerlendiren Eğilmez, “Güven tabii uzun zamanda zor kazanılan bir şey. Çok kısa zamanda ve çok çabuk kaybedilebiliyor, hemen kaybediliyor kolayca. En ufak bir hatada bütün güven sarsılabiliyor” ifadelerini kullandı.
Karar ve uygulamaların birbiriyle uyumlu olması gerektiğini vurgulayan Eğilmez, “Öbürü halbuki kararların onunla tutarlı olacak, uygulamaların tutarlı olacak filan böyle bir yıllarda, aylarca yıllarca uğraşarak yarattığın bir şeyi bir anda kaybedebiliyorsun” dedi.
Eğilmez’den denetim mekanizmaları için açıklık çağrısı
Fon soruşturması, sermaye piyasalarında portföy yoğunlaşması, likidite riski, olağan dışı fiyat hareketleri, şeffaf değerleme ve stres testleri gibi denetim başlıklarını da gündeme taşıdı.
Eğilmez, çözümün yalnızca yeni düzenlemeler hazırlamakla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirtti. Sermaye Piyasası Kurulu’nun denetim sorumluluğuna ve şirketlerin bağımsız denetim süreçlerine dikkat çekerek, mevcut sistemlerin yaşananları neden önleyemediğinin açıklanması gerektiğini söyledi.
“Hepimizin kafasında bu bir soru işareti olarak duruyor, değil mi? Yani ortada bir Sermaye Piyasası Kurulu var, bu işi denetlemekten sorumlu, yönlendirmekten sorumlu. Ayrıca bütün bu şirketlerin bağımsız denetçileri var” ifadelerini kullanan Eğilmez, 1980’lerdeki Banker Krizi sonrasında Sermaye Piyasası Kurulu’nun kurulduğunu hatırlattı.
Aradan geçen zamana rağmen benzer sorunların tartışılmasını eleştiren Eğilmez, “40 yılda artık bunları oturtmamız lazım. Yani bizim bu denetimleri yapmamız lazım. Yapamıyorsak başka bir şey var demektir. O başka şey neyse onu çözmemiz lazım” dedi.
Yabancılar borsada 248.2 milyon dolarlık satış yaptı
BDDK Başkanı’ndan fon krizine ilişkin dikkat çeken açıklama
Fon vurgununda MASAK’tan 29 ülkede büyük takip
Sayfada yer alan bilgiler tavsiye niteliği taşımayıp yatırım danışmanlığı kapsamında değildir. Yatırımcı profilinize uymayabilir.