Görev yeri sık sık değiştirilen ve daha düşük bir pozisyonda çalıştırılan bankacı, ağır ve haksız çalışma koşullarını gerekçe göstererek istifa etti. Kıdem tazminatı talebi banka tarafından karşılanmayınca yargıya başvuran çalışan lehine Yargıtay’dan emsal karar çıktı.
Bankacı, farklı şubelere gönderildi
Özel bir bankanın şubesinde bireysel bankacılık yönetici yardımcısı olarak görev yapan çalışan, bu görevinden alınarak daha düşük kadro olan bireysel müşteri ilişkileri yönetici yardımcılığı pozisyonuna getirildi. Daha sonra günü birlik veya haftalık sürelerle bankanın farklı şubelerinde çalışmaya zorlanan bankacı, iş sözleşmesini sona erdirdi.
İş Mahkemesi kıdem tazminatına hükmetti
Banka yönetimiyle yaptığı kıdem tazminatı görüşmelerinden sonuç alamayan çalışan, İş Mahkemesi’ne başvurdu. Başka şubelerde çalıştırıldığını ve ağır, haksız iş yeri şartları nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini belirten bankacı, kıdem tazminatının davalıdan alınmasını istedi.
Davalı banka avukatı ise davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, talep edilen alacağın zamanaşımına uğradığını ve çalışanın görevinde statü düşüşü bulunmadığını savundu. İstifa ederek işten ayrıldığı için kıdem tazminatı hakkı olmadığını ileri süren banka, davanın reddini talep etti. Mahkeme, aynı bankada 16 sene çalışan davacının sözleşmesini haklı nedenle sona erdirdiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davayı kabul etti.
Bölge Adliye Mahkemesi çalışma koşullarını değerlendirdi
Banka avukatı kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi, işin nerede ve ne zaman yapılacağının çalışma şartları kapsamında bulunduğuna işaret etti.
BAM kararında, iş sözleşmesinde gerektiğinde çalışma şartlarının değiştirilebileceğine yönelik hükümler yer alıyorsa işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edilebileceği belirtildi. Buna göre işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak şartıyla çalışma koşullarında değişiklik yapabilir. Ancak bu yetkinin objektif biçimde kullanılması gerektiği vurgulandı.
Çalışanın iş sözleşmesini feshetmesini sağlamak amacıyla sözleşme hükmünün uygulanmasının yönetim hakkının kötüye kullanılması anlamına geldiği kaydedildi. Kararda, davacının görev yaptığı iş yerinden yaklaşık 52 kilometre uzaklıktaki başka bir şubeye gönderildiği ve ilerleyen dönemde de görevlendirmelerin süreceğinin kendisine bildirildiği aktarıldı.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararı onadı
Kararda şu ifadelere yer verildi: ‘’İşverenin görevlendirme gerekçesini ispatlayamadığı gibi görevlendirme yetkisini objektif olarak kullandığını da ortaya koyamadığı, davacı bakımından bu görevlendirmenin çalışma şartlarında esaslı değişiklik olduğu çalışma şartlarında esaslı değişiklik sebebiyle işçinin iş sözleşmesini haklı olarak feshedebileceği öngörülmemiştir. Ancak; çalışma şartlarının değiştirilmesinin aynı zamanda şartlarının uygulanmaması anlamına geldiği, bu nedenle 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-(f) hükmüne göre iş sözleşmesinin haklı nedenle sonlandırılmasının mümkün olduğu ortadadır. Yapılan açıklamalara göre davacının iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği ve kıdem tazminatına hak kazandığı, İlk Derece Mahkemesince belirlenen faiz başlangıç tarihinde hata bulunmadığı gerekçeleriyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir’’
Dosyanın temyize götürülmesinin ardından Yargıtay 9. Hukuk Dairesi inceleme yaptı. Daire, Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle onadı ve iş yerindeki esaslı değişikliklerin çalışana istifa hakkı tanıyabileceğine dikkat çekti.
Kaynak: İHA | Bu içerik Hande Dağ tarafından yayına alınmıştır