Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İsrail ve ABD ile İran arasındaki savaşın küresel ekonomide ciddi şoklar oluşturduğunu belirterek, Türkiye’nin Şubat-Eylül döneminde enflasyonun gerilediği nadir ülkeler arasında yer aldığını söyledi.
Enflasyon yüzde 30’un altına indi
Ekonomi ve Finansta Milli Vizyon Zirvesi’nde küresel gelişmeleri ve Türkiye’nin ekonomi programını değerlendiren Şimşek, savaş nedeniyle enerji fiyatlarında yakın tarihin en büyük arz şoklarından birinin yaşandığını ifade etti.
Savaşın petrol ve doğal gazın yanı sıra enerji dışı emtia fiyatlarını da etkilediğini belirten Şimşek, şu ifadeleri kullandı: “Dünyada pek çok ülkede manşet enflasyon savaştan bu yana yükseliyor. Enflasyonda istisnai birkaç ülkede sınırlı da olsa bir gerileme var. Türkiye de bu dönemde (Şubat-Eylül arası) enflasyonun düştüğü nadir ülkelerden bir tanesidir.”
Uygulanan ekonomi programının önemli sonuçlar verdiğini dile getiren Şimşek, dezenflasyonda hedeflenen hızın henüz yakalanamadığını ancak fiyat artışlarında belirgin bir düşüş kaydedildiğini söyledi. Manşet enflasyonun 57 ayın en düşük seviyesine gerileyerek yüzde 30’un altına indiğini aktardı.
Savaşın etkileri hesaba katılmadığında enflasyonun daha düşük olabileceğini kaydeden Şimşek, Merkez Bankası’nın teknik çalışmasına göre oranın yaklaşık yüzde 23 seviyesinde bulunabileceğini belirtti.
2027’de dezenflasyon sürecek
Şimşek, savaşın enerji maliyetleri üzerindeki etkisine dikkat çekerek mazot fiyatlarının yalnızca ham petrol fiyatlarına bağlı olmadığını ifade etti. Yakın coğrafyadaki rafineri kapasitesinin önemli bir bölümünün savaşlar nedeniyle kullanılamadığını belirten Şimşek, Avrupa’ya dizel sevkiyatlarının daha uzun rotalardan yapıldığını söyledi.
Dezenflasyonun 2027 yılında da devam edeceğini belirten Şimşek, savaş sona ermese bile fiyat artışlarındaki yavaşlamanın süreceğini ifade etti.
Ekonomi programında üçüncü aşama
Ekonomi programının üç aşamalı olduğunu ve ilk iki bölümün büyük ölçüde tamamlandığını söyleyen Şimşek, üçüncü aşamanın hedeflerini tek haneli enflasyona ulaşmak, bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3’ün altına çekmek, cari açığı yüzde 1 ve altında tutmak ve yapısal dönüşümü hayata geçirmek şeklinde sıraladı.
Program çerçevesinde ödemeler dengesi riskinin azaltılması, KKM’nin sona erdirilmesi, mali disiplinin yeniden kurulması ve ekonominin şoklara karşı direncinin artırılması konularında önemli ilerleme sağlandığını aktardı.
Kamuda 484 milyar liralık tasarruf
Kamu tasarruflarında da kayda değer ilerleme sağlandığını belirten Şimşek, uygulanan politikalarla 484 milyar liralık tasarruf elde edildiğini söyledi.
Dolaylı vergilerin toplam vergiler içerisindeki payının bu yıl uzun bir aradan sonra ilk kez yüzde 60’ın altına gerilemesinin beklendiğini ifade eden Şimşek, yatırımlardaki büyümenin özel tüketimden daha güçlü olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin böylece daha dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme çizgisine girdiğini savundu.
Bankalara reel sektör çağrısı
Reel sektörün öncelikli sorunlarından birinin finansmana erişim olduğunu söyleyen Şimşek, son bir yılda TL ticari kredilerinin yüzde 41 arttığını açıkladı. Reeskont kredilerinde faiz oranının yaklaşık yüzde 24 seviyesinde bulunduğunu belirten Şimşek, bu kredilerin hacminin 1,4 trilyon liraya ulaştığını bildirdi.
Konuşmasının sonunda bankalara seslenen Şimşek, özellikle mevcut dönemde KOBİ’ler ile reel sektörün finansmanına öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin önceliklerini ise yatırım, istihdam, üretim ve ihracat olarak sıraladı.