Nadir toprak elementlerine yönelik küresel rekabet sertleşirken Avrupa Birliği (AB), Çin’e bağımlılığını azaltacak üretim ve tedarik zincirlerini kurma hızında ABD’nin gerisinde kalıyor.
ABD kritik mineral yatırımlarında öne çıktı
Financial Times’ın daha önce yayımladığı değerlendirmeye göre ABD ve Çin, savunma sanayisi ile yeşil teknolojiler için gerekli bileşenleri güvenceye alma konusunda Brüksel’den daha hızlı hareket ediyor.
ABD, 2022’den bu yana stratejik metallere ilişkin projelere yaklaşık 40 milyar dolar ayırdı. Amerikan yönetimi ayrıca yerli madencilik şirketlerinde pay aldı ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti ile Kenya gibi ülkelerdeki madencilik çalışmalarını destekledi.
AB ise 75 projeyi stratejik proje olarak sınıflandırdı. Birlik ile üye ülkelerin bu yıl nadir toprak elementleri projelerine 6 milyar avronun üzerinde kaynak ayırdığı bildirildi. Buna karşın sektör temsilcileri, Avrupa’daki izin süreçlerinin yavaşlığını ve finansal desteğin yetersizliğini vurguluyor.
Asıl zorluk işleme ve üretim kapasitesinde
Avrupa’nın karşılaştığı sorun yalnızca ham maddeye erişim değil. Kaynakların çıkarılması ve işlenmesinin yanı sıra bunların daha yüksek katma değerli sanayi ürünlerine dönüştürülmesi için gereken kapasitenin kurulması da kritik önem taşıyor.
Çin, işleme zincirinde baskın konumda
Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) verilerine göre Çin, 2024 yılında mıknatıs üretiminde kullanılan nadir toprak elementlerinin küresel madencilik üretiminin yaklaşık yüzde 60’ını gerçekleştirdi. Bu elementlerin ayrıştırılması ve işlenmesindeki Çin payı ise yaklaşık yüzde 91’e ulaştı.
Söz konusu elementlerden elde edilen mıknatıslar, özellikle elektrikli otomobiller ve rüzgar türbinleri için kritik role sahip. Bu nedenle tedarik zincirindeki bir kesinti, madenciliğin yanı sıra çok sayıda sanayi alanını etkileyebilir.
IEA, nadir toprak elementlerinin tedarik zincirlerinin coğrafi bakımdan en az çeşitlendirilmiş kritik mineral zincirleri arasında yer aldığını belirtiyor. Bu yoğunlaşma, jeopolitik gerilimler ve ticari kısıtlamalar karşısında tedarik risklerini yükseltiyor.
AB’nin 2030 hedefleri
AB, Çin’e olan bağımlılığını düşürmek için 2024 yılında yürürlüğe giren Kritik Hammaddeler Yasası ile üretim, işleme ve geri dönüşüm kapasitesini artırmayı amaçlıyor.
Avrupa Komisyonunun planında, Birliğin 2030 yılına kadar stratejik ham madde ihtiyacının karşılanmasına yönelik hedefler bulunuyor. Ayrıca herhangi bir stratejik ham maddenin yıllık ihtiyacının yüzde 65’inden fazlasının AB dışındaki tek bir ülkeden temin edilmemesi öngörülüyor.
Avrupa Komisyonu, bu hammaddeleri yeşil ve dijital dönüşümün yanı sıra savunma ve uzay sanayileri için de gerekli kabul ediyor. Ancak hedefler ile uygulama arasındaki fark, projelerin gerçek maden sahalarına, işleme tesislerine ve üretim zincirlerine dönüşmesi aşamasında belirginleşiyor.
Finansman ve bürokrasi Avrupa’yı zorluyor
Avrupa Sayıştayı, Şubat 2026’da yayımladığı raporda AB’nin hedeflerine ulaşmasının önündeki çeşitli engellere işaret etti. Bunlar arasında Birlik içindeki madencilik ve işleme kapasitesinin geliştirilmesi de yer aldı.
Avrupalı yetkililer ve sektör temsilcileri, bir projenin “stratejik” olarak ilan edilmesinin, gerekli finansmanın kendiliğinden sağlanacağı anlamına gelmediğini ifade ediyor.
ABD’nin modeli ise kamu yatırımları, şirket hisselerinin satın alınması ve doğrudan finansman üzerine daha fazla kuruluyor. Washington, bu araçlarla kritik mineral tedarik zincirlerindeki yatırım risklerini azaltmayı ve alternatif kaynaklar oluşturmayı hedefliyor.
Finansman sorununun yanında Avrupa’daki uzun izin süreçleri de projelerin uygulanmasını geciktiriyor. Kritik Hammaddeler Yasası, AB içindeki madencilik ve işleme faaliyetlerini büyütmeye yönelik hedefler içerse de başarı, projelerin ve üretim kapasitesinin daha hızlı kurulmasına bağlı.
Sektör temsilcileri, stratejik ilan edilen bazı projelerin planlama aşamasından ticari üretime geçiş için gereken mali desteği alamadığını belirtiyor. Bu nedenle sorun yalnızca strateji eksikliğiyle sınırlı kalmıyor; duyuru, finansman, izin ve ticari üretim arasındaki sürecin yavaşlığı da önemli bir engel oluşturuyor.
Avrupa için yeni bağımlılık ihtimali
ABD, Çin’e bağımlılığı azaltmak amacıyla doğrudan finansman ve yatırım araçlarını kullanırken yurt dışındaki ortaklıklarını da genişletiyor. Ancak Çin, nadir toprak elementlerinin madenciliği, işlenmesi ve mıknatıs üretiminde hâlâ önemli bir paya sahip.
Avrupa’nın Çin’e bağımlılığı azaltma girişimleri, bu kez ABD’ye karşı yeni bir bağımlılık oluşması olasılığını gündeme getiriyor.
Financial Times’ın aktardığına göre Avrupalı yetkililer, ABD şirketlerinin kritik mineraller alanında çalışan Avrupa şirketlerine yönelik artan yatırımlarından kaygı duyuyor. ABD şirketlerinin bu işletmelerde pay sahibi olması, Washington’ın Avrupa tedarik zincirinin bazı bölümleri üzerindeki etkisini artırabilir.
Bu çerçevede Brüksel’in Kanada ve Japonya gibi ortaklarla işbirliğini geliştirmeyi değerlendirdiği, ABD ile ortaklık seçeneğini ise dışlamadığı belirtiliyor.