Hürmüz Boğazı’ndaki krizin küresel enerji piyasalarında yarattığı baskı sürerken, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkeler stratejik petrol rezervlerini daha hızlı biçimde piyasaya aktarmaya hazırlanıyor.
Dizel rezervleri öncelikli olacak
IEA Başkanı Fatih Birol, üye ülkelerin toplantısının ardından yaptığı açıklamada, mart ayında alınan ortak eylem kararı doğrultusunda rezervlerden petrol arzının hızlandırılacağını bildirdi.
Arz sıkışıklığının özellikle dizel piyasasında devam etmesi nedeniyle, ülkelerin stoklarını kullanırken mümkün olduğunca dizel rezervlerine öncelik vermesi bekleniyor.
Birol, IEA üyelerinin Hürmüz Boğazı krizine karşı uygulanan tedbirlere destek verdiğini ve daha önce açıkladıkları rezerv salım taahhütlerini yinelediklerini söyledi.
Şimdiye kadar 325 milyon varil kullanıldı
IEA’nın ortak eylemi çerçevesinde bugüne dek yaklaşık 325 milyon varil petrol piyasaya sunuldu.
Ancak rezerv kullanım programının sona ermesi şu aşamada gündemde bulunmuyor. Birol’un verdiği bilgilere göre, bazı ülkeler ilk taahhütlerinin üzerinde salım gerçekleştirirken, henüz yerine getirilmeyen taahhütlerin tamamlanmasıyla yaklaşık 100 milyon varil petrol daha piyasaya çıkabilir.
Stratejik stoklar 1,1 milyar varile ulaşıyor
IEA üyesi ülkelerin kamu tarafından bulundurulan stratejik petrol rezervlerinin toplamı yaklaşık 1,1 milyar varil seviyesinde bulunuyor.
Bu miktarın 200 milyon varilden fazlasını dizel stokları oluşturuyor. IEA, enerji piyasalarındaki arz açığının daha da büyümesi durumunda söz konusu stoklardan ilave petrol arzı sağlanabileceği mesajını verdi.
Yeni değerlendirme gelecek hafta yapılacak
IEA üyeleri, enerji piyasalarındaki gelişmeleri gelecek hafta gerçekleştirilmesi planlanan Yönetim Kurulu toplantısında yeniden ele alma konusunda uzlaştı.
Birol, G7 liderlerinin küresel enerji güvenliği ve piyasa istikrarına yönelik son açıklamasının memnuniyetle karşılandığını da ifade etti. Enerji ticaretinin kesintiye uğramadan sürmesinin önemine dikkat çekti.
Planlanan yeni rezerv salımı, Hürmüz Boğazı krizinin küresel petrol arzı üzerindeki baskısını azaltmaya yönelik bugüne kadarki en önemli adımlardan biri olarak değerlendiriliyor.