Brent petrol, İran kaynaklı arz riskleri ve küresel yakıt fiyatlarının yüksek seyretmesiyle varil başına 111 dolar seviyesine yaklaşarak Mayıs ayından bu yana en yüksek değerini gördü.
Hürmüz Boğazı gerilimi piyasayı destekledi
Piyasa aktörleri, enerji akışını aksatabilecek saldırı tehditlerini ve mevcut yakıt fiyatlarını değerlendirirken küresel gösterge niteliğindeki petrol kontratları beş ayın zirvesine çıktı.
Devlet ait IRNA haber ajansının aktardığına göre İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki tankerlere yönelik saldırıları artırmasının ardından Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif, pazartesi günü Tahran’ın güvenliğini korumak için dünyanın en önemli enerji geçiş noktası üzerinde kontrol sağlamaktan başka “seçeneği olmadığını” söyledi.
Hürmüz’de gerilim son dönemde yeniden yükselse de Basra Körfezi’nden gerçekleştirilen ham petrol ihracatı dirençli kalmayı sürdürdü. ABD Enerji Bakanı Chris Wright ise pazartesi günü Fox News’e yaptığı açıklamada, akışın savaş öncesi seviyelerin yaklaşık yüzde 80’ine gerilediğini belirtti.
Rafine ürünlerde arz tamponu daha zayıf
Bloomberg Intelligence Kıdemli Sektör Analisti Salih Yılmaz, “Körfez ham petrol akışının beklenenden çok daha hızlı toparlanıyor görünmesi piyasaya daha fazla nefes alma alanı sağlıyor. Ancak stokların sınırlı kaldığı ve işlenmiş ürün akışının hâlâ çok daha kısıtlı olduğu rafine ürünlerde bu tampon çok daha zayıf” değerlendirmesinde bulundu.
Brent petrol, Orta Doğu ve Ukrayna’daki çatışmaların enerji arzını kesintiye uğratmasıyla bu yıl yüzde 80’den fazla yükseldi. Tankerlere ve enerji altyapısına yönelik yeni saldırılar, jeopolitik risklerin yüksek kalmasına neden olurken rafine ürünlerdeki artış daha sert gerçekleşti.
Avrupa motorin vadeli kontratları, yıl başındaki seviyesinin iki katından fazlasına çıkmasının ardından ABD’li milletvekillerinin Başkan Donald Trump’ın Rusya ile yaptığı motorin ihracatı anlaşmasına karşı çıkmasıyla yüzde 2,7’ye varan yükseliş kaydetti.
Yönetim, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde rekor düzeydeki pompa fiyatlarını sınırlamak için yoğun çaba gösteriyor. Bazı uzmanlar ise Moskova’dan sağlanacak ek arzın yalnızca sınırlı bir rahatlama yaratacağını ifade ediyor.