Mahfi Eğilmez, kamu yönetiminde siyasetin hedefleri ve öncelikleri belirlemesi, teknik uygulama yöntemlerini ise uzmanlara bırakması gerektiğini vurguladı. Eğilmez, bu ayrımın göz ardı edilmesinin liyakat kaybı, kurumsal zayıflama ve ekonomik sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Siyaset ile uzmanlık arasındaki sınır
Eğilmez, “Kendime Yazılar” adlı bloğunda siyasetin toplum adına ortak kararları belirleme, kamu gücünü kullanma ve kaynakların nasıl değerlendirileceğine yön verme işlevini ele aldı. Siyasetçinin ne yapılacağına karar vermesi, bunun nasıl gerçekleştirileceğini ise ilgili alandaki bilgi ve deneyim sahibi uzmanlara bırakması gerektiğini ifade etti.
Teknik müdahalenin dört riski
Mahfi Eğilmez’e göre siyasetin teknik ayrıntılara müdahalesi; uzmanlık yerine siyasi sadakatin öne çıkmasıyla liyakat ve verimlilik kaybına, kurumların hafızası ile karar alma kapasitesinin zayıflamasıyla kurumsal çöküşe neden olabilir. Enflasyon, faiz, bütçe, kur, borçlanma ve sermaye piyasaları gibi alanların siyasi sloganlarla değil, ekonomik gerçekler ve uzmanlıkla yönetilmesi gerektiğini belirten Eğilmez, teknik gerçekleri siyasi tercihlere uydurma çabasının sorunları büyüteceğini kaydetti.
Ekonomi, güvenlik ve kamu hizmetlerinde sonuçlar
Yazıda mühendislik, sağlık ve şehircilik alanlarındaki teknik standartların siyasi veya kısa vadeli çıkarlarla esnetilmesinin ekonomik kayıplara, hatta can kayıplarına yol açabileceği belirtildi. Türkiye’ye ilişkin tabloda da siyasetin teknik ayrıntılara daha yoğun müdahale ettiği alanlarda sorunların arttığı, uzmanlığın daha belirleyici olduğu alanlarda ise sonuçların görece daha iyi olduğu ifade edildi.
Liyakat vurgusu
Eğilmez, başarı veya başarısızlığın tek nedeninin siyasetin müdahale düzeyi olmadığını belirterek temel ilkenin değişmediğini söyledi: Siyaset hedefi ortaya koymalı, uzmanlar ise hedefe ulaşmanın yolunu belirlemeli. Kamu görevlerine atanacak ve bu görevlerde yükseltilecek kişilerin liyakat esasına göre seçilmesi gerektiğini vurgulayan Eğilmez, siyaset ile uzmanlık arasında seçim yapmanın değil, her ikisinin hangi noktada devreye gireceğini bilmenin önemli olduğunu ifade etti. Bu ayrım yapılamadığı sürece krizlerin, kaynak israfının ve kurumsal zayıflamanın süreceği uyarısında bulundu.