İran savaşı ve hayat pahalılığı, ABD ara seçimlerinde Donald Trump’ın Cumhuriyetçi Partisi için ağır bir siyasi sonuç doğurdu. Associated Press (AP), Demokratların Senato çoğunluğunu elde ettiğini duyururken NBC News, Temsilciler Meclisi’nin de Demokratların kontrolüne geçeceği yönünde projeksiyon yayımladı.
ABD Kongresi’nde Demokratlar öne geçti
| Kanat | Demokratlar | Cumhuriyetçiler |
|---|---|---|
| Senato | 53 | 41 |
| Temsilciler Meclisi | 219 | 123 |
Ortaya çıkan tablo, Trump’ın görev süresinin kalan iki yılında Kongre desteğiyle hareket etmesini güçleştirecek. ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş, seçim kampanyasında Beyaz Saray’a yöneltilen başlıca eleştirilerden biri oldu. Operasyonların maliyeti ve enerji fiyatları üzerindeki baskı, seçmenin hayat pahalılığına ilişkin rahatsızlığıyla birleşti.
Seçmenin savaş ve geçim tepkisi sandığa yansıdı
AP’nin seçim günü gerçekleştirdiği araştırmaya göre yaklaşık her 10 seçmenden altısı, ABD’nin İran’a karşı askerî harekât başlatmasını yanlış karar olarak değerlendirdi. Seçmenlerin yaklaşık üçte biri de İran savaşının Kongre seçimindeki tercihlerini kritik biçimde etkilediğini belirtti.
Hayat pahalılığı ile yönetimde yolsuzluk endişesi, savaştan daha geniş bir seçmen kitlesi için belirleyici oldu. Bununla birlikte çatışmanın enerji fiyatlarını artırması, dış politika ile ekonomik sıkıntıları aynı başlıkta buluşturdu. Trump’ın savaş nedeniyle yükselen akaryakıt ve enerji fiyatlarının gerileyeceği yönündeki açıklamaları, seçim öncesi hoşnutsuzluğu ortadan kaldırmadı.
Seçimden önce yayımlanan AP-NORC araştırması da halkın yeni Kongre’den öncelikle yaşam maliyetini düşürmesini ve İran savaşını bitirmesini beklediğini göstermişti. Demokratlar şimdi elde ettikleri siyasi üstünlüğü, seçmenin savaş ve geçim taleplerine yanıt verecek politikalara dönüştürme sınavıyla karşı karşıya.
İran savaşının askerî maliyeti 47.1 milyar dolara çıktı
Pentagon’un Kongre’ye sunduğu ve AP’nin ulaştığı tahmine göre, İran savaşının ABD’ye askerî maliyeti 16 Ekim itibarıyla 47.1 milyar dolara yükseldi. Rakam, eylül başındaki tahmine göre yaklaşık 3.5 milyar dolar daha yüksek. Üstelik bu hesaplama, İran saldırılarının bölgedeki Amerikan üslerinde meydana getirdiği hasarı içermiyor.
Yüksek kamu harcamaları, enerji fiyatlarındaki baskı ve çatışmanın genişleme ihtimali, Trump yönetiminin savaş politikasını iç siyasetin ana gündemlerinden biri haline getirdi. Bu nedenle Cumhuriyetçilerin kaybını yalnızca olağan bir ara seçim gerilemesi olarak değerlendirmek yeterli değil; seçmen, savaş devam ederken ekonomik koşullarının iyileşmemesine de tepki verdi.
Netanyahu’nun ardından Trump da sandıkta güç kaybetti
İran’a karşı savaşı birlikte başlatan ABD ve İsrail yönetimleri, peş peşe yapılan seçimlerde siyasi güç kaybı yaşadı. İsrail’de Netanyahu’nun bloku, 120 sandalyeli parlamentoda 53 sandalye elde ederek hükümet kurmak için gerekli 61 sayısına ulaşamadı. Arap partileri ise toplam 19 sandalyeyle rekor temsil seviyesine çıktı.
Her iki ülkede de savaşın liderlere kalıcı bir siyasi üstünlük sağlayacağı beklentisi sandıktan destek bulmadı. ABD’deki seçmen araştırmaları, İran politikasına yönelik tepkinin Cumhuriyetçiler üzerindeki baskının somut unsurlarından biri olduğunu ortaya koydu.
Gazze’de görev yapan doktor Kongre’ye girdi
Seçimlerde savaş karşıtı söylemiyle öne çıkan isimlerden biri, Gazze’de gönüllü olarak yaralıları tedavi eden cerrah Adam Hamawy oldu. Mısır kökenli Demokrat aday, New Jersey’nin 12. seçim bölgesinde Cumhuriyetçi Gregg Mele’yi yenerek Temsilciler Meclisi’ne seçildi. Hamawy, İran savaşına karşı çıkıyor ve ABD’nin İsrail’e yardımının sona erdirilmesini savunuyor.
Filistin kökenli Rashida Tlaib Michigan’da, Müslüman Temsilciler Meclisi üyesi André Carson ise Indiana’da koltuğunu korudu. Hamawy’nin seçilmesiyle Kongre’deki Müslüman siyasetçilerin temsiline yeni bir isim eklendi.
Demokratların kazanımları Cumhuriyetçi kalelere yayıldı
Demokratların Senato’daki başarıları Teksas, Kansas, Güney Karolina, Kuzey Karolina ve Ohio gibi eyaletlere uzandı. Böylece Cumhuriyetçilerin kayıpları yalnızca geleneksel rekabet bölgeleriyle sınırlı kalmadı.
Temsilciler Meclisi’nde erken sayım sırasında Demokratların sandalye sayısı Cumhuriyetçilerin yaklaşık iki katına yaklaşsa da bu görünüm nihai dağılımı yansıtmıyordu. NBC News’in daha sonra yayımladığı projeksiyon, Demokratların yaklaşık 244 sandalyeye ulaşarak 218 olan çoğunluk eşiğini geçeceğine işaret etti. Nihai sandalye dağılımı için sayım devam ediyor.
Trump’tan “Bay Veto” mesajı
Trump’ın seçim öncesindeki açıklamaları, Kongre’deki yeni dönemin nasıl şekillenebileceğine dair ipuçları verdi. New York Post’a konuşan Trump, Demokratların Kongre’yi kazanması halinde “Her şeyi veto ederim” dedi ve kendisini “Bay Veto” olarak nitelendirebileceğini söyledi. Bununla birlikte Demokratlarla bazı anlaşmalar yapabileceklerini de ifade etti.
Yeni denge, Trump’ın başkanlığının son iki yılında siyasi açıdan “topal ördek” konumuna yaklaşabileceğine işaret ediyor. Demokrat çoğunluk bütçe ve yasa süreçlerini zorlaştırabilir, yönetim üzerindeki Kongre denetimini artırabilir. Senatonun kaybedilmesi, üst düzey yönetici ve federal yargıç adaylarının onaylanmasında da Trump’ın önüne yeni engeller çıkarabilir.
Demokratların basit çoğunluğu başkanlık vetosunu kaldırmaya yetmeyecek. Vetonun aşılması için her iki kanatta da oylamaya katılanların üçte ikisinin desteği gerekiyor. Seçmenin savaş ve hayat pahalılığına ilişkin mesajının ardından Washington’da gözler, bu taleplerin veto ve pazarlık süreçlerinde nasıl karşılık bulacağına çevrildi.